Hülya Yücel Ergün

Hülya Yücel Ergün
Ses Söz Arpacık
Uluslararası İlişkiler
316 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı

Hülya Yücel Ergün

, bir kitap okudu
10/10
·320 syf.·
Beğendi
·
84 günde okudu
·
2023 12. kitabı
Bayram Karaçor
9.5/10 · 7 okunma
Reklam
“(…)Tez; üstün, ayrıcalıklı demektir. Antitez; aşağı, değersiz ve ötekidir. Diyalektik açılım budur. (…) Bir belirlemede ya da nitelemede adalet ve iyilik varsa, seçkinlikten söz edilebilir. Eğer seçkinlik bir tez olarak kabul edilecekse, ötekileştirme ve hor görme antitezdir. bu sentezden sadece zulüm çıkar. Değişim de zulmün dinamikleriyle acı çektirerek meydana gelir. Sonucu hak tahribatı yapıyorsa; bu değişim aktörüne seçkin denilemez. Bir sözü veya davranışı belirleyen, onun niteliğe ve niceliğe dönüşümüdür. Medya, finans ve teknolojide etkili bir sahiplik; sadece güçtür, üstünlük değildir. Kibir, kendisini farklı ve güçlü görmekten doğar. Güç ve kibir birlikteliğinden de hiçbir zaman hayırlı bir sonuç çıkmaz. (…) İblis de farklı ve seçkin görüyordu, kendisini tez kabul ediyordu.”
“Bozulmanın sebebini Tanrı’ymış gibi göstermek kolaydı. Çünkü O’nun adıyla iş yapıp da bozgunculuğa neden olan kilise ve iktidar henüz yaşıyordu. Tanrı gökte olmalı ve yeryüzüne indiğinde de (öğretileri ve din adamları) kilisede oturmalıydı.”
rakip
-Babanızla ilgili kabuslar görmenizin bir başka sebebi, bu duyguların hiçbirinden annenize bahsetmemenizdi. -Ne diyecektim anneme? ‘Babamdan nefret ediyorum ve onunla ne işin var aklım almıyor’ mu? -Hayır, sadece ‘Anne, babamdan nefret ediyorum.’ -İnandırıcı olmazdı. İncil annenizi ve babanızı onurlandırmanızı söyler. -Anneniz bu ilişki içerisinde olduğu için onu suçlamıyorum -onun geçmişi onu ilgilendirir. Pek iyi mücadele vermemiş ve her şeyi berbat etmiş. Fakat çocuk açısından, annesiyle deneyimi daha büyük bir yara açar. Bir annenin bedeninden çıkıyorsunuz ve anne ile bağlantı içerisindesiniz. Anne bizler için evrenin merkezidir. Yani evren bizi yüzüstü bırakmaktadır. Baba kötü davranışlar sergileyen, tehditkâr bir figür olarak karşımıza çıktığında, bizi koruyan ve korumayan evrenin kendisidir. Ben, bütün bunlar annenin suçudur, demiyorum. Kadının toplumdaki konumuyla ve insanların içerisine girdikleri ilişkilerle ilgili bir durum söz konusu. Ben sadece çocuğun deneyiminden bahsediyorum. Aşina olmadığınız bir şeyi özlemeniz mümkün olmadığından, çocuk bunu bilmez; fakat aslında annesi tarafından terk edilme deneyimi yaşamaktadır. ‘İnandırıcı olmazdı,’ derken aslında annenizin sizin temelde hissettiğiniz şeyleri duymasına imkân olmadığını söylüyorsunuz. Bunu genelde yaralayıcı bir şey olarak görmeyiz, oysaki başka her şeyden çok daha derin bir yara açar. (…) Kadın olgunlaşmamış bir adamla evlendiğinde, kocasına aynı zamanda annelik de yapıyor ve bu yüzden çocuklarına genişlik ve enerjisi kalmıyor. Yani annenizin sevgisi bakımından asıl rakibiniz kız kardeşiniz değil, babanızdı.
Psikoloji
“İnsanların birbirlerini yenmeye değil, birbirlerini aydınlatmaya çalıştıkları sohbetler, herkes aynı derinlikle içine nüfuz etmeyi başaramasa da aynı hakikate duyulan aynı inancı gösterir.”
Reklam