“Kaçamıyordu insan hayattan. Hiçbir biçimde kaçamıyordu. Mekanlar, eşyalar, şehirler, sokaklar değişiyor ve insan kendinden, hayattan kaçamıyordu. Ya da ben yapamıyordum.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
CEHENNEME ÖVGÜ
“Yaşam, gecenin konusudur.”
Roman ve öykü dışında farklı bir tür okumuş oldum uzun bir aradan sonra. Aslında deneme okumak çok da yorucu değilmiş en azından bu kitap için. Nedense bu kitap için ağır yorucu diye yorumlar da gördüm ama hiç öyle değil yani düşünüp sorgulamak istemeyenler için tabi.
Yirmiye yakın başlık altında gündelik hayatımızdan kesitleri farklı bir bakış açısıyla bakıp görmemizi sağlayan üzerine düşünmeye iten, bazen o kadar basit olan ve insanı da ben bunu niye hiç böyle düşünemedime getiren bir kitap. Totalitarizm üzerinden dem vurarak sadece yönetim ve siyasetle sınırlandırmadan gündelik hayata indirgediği gibi kişinin kendi düşüncesine, hal ve hareketlerine kadar var olan bir totalitarizmden bahsediyor.
Kendi evimizde kendi odamızda otururken ve yaşarken özgür olduğumuzu düşünürken aslında totaliter güçler tarafından yaratılan bir düzene uyum sağlıyoruz ve bunu özgürlük sanıyoruz. Aslında özgür değilmişiz.
Başka bir başlıkta yaşam gecenin konusudur diyor ve gündüz öğlen yemek yerken kaçımızın hayatta amacımızı sorgulama gereği hissettiğini söyler. Ya da cennetten bahsedilirken hep aynı tasavvuru yaparlar, cehennemin acı çekme yeri,işkence yeri gibi görünmesi cehennemi unutturup cenneti hayal etmemize yol açar. Çünkü cehennemi düşünmenin sınırı yoktur ucu açıktır ve özgür düşünme ortaya çıkar ve totalitarizm de bunu istemez. Onların çizdiği sınıra kadar bir düşünme ortamı sunar.
Kitaptaki her başlık yeni bir bakış açısıyla bakmamızı, aslında insanda bir uyanışa, bir farkındalık kazanmaya itiyor da diyebiliriz. Okumalarıma bu türden eklemeler yapmanın vaktidir artık diyebilirim.