Schiller'e göre "İnsan oynadığı sürece insandır." O, oyunla burada sanat faaliyetini anlatmak istemektedir. Yani Schiller açısından insan gerçek özgürlüğe ancak sanat yoluyla ulaşabilir.
İnsanoğlunun bağrında hiçbir tutku başkalarını kendi inandıklarına inandırma arzusundan daha güçlü değildir. Hiçbir şey kendisinin yüce saydığı bir şeyi başkasının küçümsediğini sezmek kadar insanın mutluluğunu kökünden sarsıp içini öfkeyle dolduramaz.
Platon şöyle düşünüyordu: Bu dünyadaki güzellikleri ele alalım; hemen göreceğiz ki güzellik değeri çağdan çağa değişmektedir. Aynı şey ahlaki iyilik için de geçerli değil midir? Bu dünyada, her yönden iyi olan kusursuz bir insan var mıdır? Platon'un cevabı açıktır: yoktur. Adalet de öyle değil midir? Bu dünyada kusursuz adaletin olmadığını herkes bilir.
İnsani var oluşun bir diğer özelliği onun aşkınlığıdır. Aşkınlık insanın kendisiyle veya bir durumla bir ve aynı düşmemesi anlamına gelir; onun içinde bulunduğu durumu aşması olgusunu ifade eder. Bu aşkınlığı sayesinde insan, kendisini her seferinde yeniden tanımlayıp yaratır. Bu aşkınlık özelliğinden dolayı, insan bir şey olmanın dışına çıkar; geleceğe ilişkin proje ve tasarılar yoluyla şu andaki durumunu aşar.