Tüm askeri dehalar kendi güçlerini artıran merkezileşmeye meraklı ve tüm merkezileşmeci dehalar da ulusları tüm kuvvetleri devletin elinde toplamak zorunda bırakan savaşa meraklıdır. Dolayısıyla insanları devletin imtiyazlarını sürekli artırmaya ve özel kişilerin haklarını sürekli sınırlamaya yönelten demokratîk eğilim, konumları itibariyle sık sık büyük savaşlara sahne olan ve varlığı sık sık tehdit altına girebilen demokratik halklarda, diğer her yerde olduğundan daha hızlı ve daha kalıcı etki eder.
Hayatında bir anlam, bir amaç, bir hedef bulunmadığını, bu yüzden de devam etmesine gerek olmadığını söyleyen kişiye acıyın; yakında kaybolacaktır. Tüm destekleyici argümanları reddeden insanın tipik cevabı şöyledir: "Artık hayattan bekleyecek bir şeyim kalmadı." İnsan buna nasıl bir cevap verebilir?
Sevgi bir başkası tarafından etkilenme anlamında bir "etki" değildir. Kökleri insanın sevebilme yetisine uzanan, sevilen insanın gelişip mutlu olması için harcanan çabadır.
... soylu kişilerle yüksek tabakaların sayısını büyük kitlenin sayısına göre aşırı bir oranda arttırmak bir devleti hızla yoksulluğa sürükler. Din adamlarının sayısını arttırmak da öyle, çünkü bunlar ülkenin gelirine hiçbir katkıda bulunmazlar. Ülkede öğrenim görenlerin sayısı, kullanılabilecekleri iş yerlerinden daha çok olursa gene aynı sonuç doğar.
Kendi değeri olmayan insan başkalarının değerini hiçbir zaman çekemez, çünkü insan gönlü, ya kendi üstünlüğü ya da başkalarının kötülüğü ile beslenmek ister, bunların birinden yoksunsa ötekine dayanmak zorunda kalır, bir başkasının üstün değerine ulaşmak umudunu yitirince de, o kişiyi bulunduğu yüksek yerden aşağıya çekmekle bir eşitlik kazanmaya çalışır.