Hayatımızın kökü mazidedir. Mazi olmasa hatıra olmaz. Hatıra olmayınca hayat, şimdi yaşadığımız nefes alma saniyesinden ibaret kalır. İnsan, yalnız maddeden değil manen, fikren de ruhunu mazi ile istikbal arasında çırpındırarak gezintiler yapmak için geniş sahalar ister. Fikren kah geriye döner, kah ileriye uçar. Halin nefes alıp verme saniyesi içine hapsolmak hayat değil ölümdür.
Şu insanlar ne tuhaflar; başkalarının saadetlerini görerek kendilerini bundan mahrum buldukları için mi acaba, bu kınama ve ayıplamaları haset ve hırçınlıklarından mıdır?