biz inerken yer altına
ışıklar çıkar yüceye
*
kara bilirsiniz beni
oysa eskiden yeşildim
turuncuydum, mor ve sarı
göğe uzayan ağaçlar
pembe kırçıcekleriydim
*
yakılan ışıklarda
kurulan sofralarda
sıcak terimiz var
*
'su...su' diye inledi
bağrıyanık türk işçi
su verdi ona polak
ve düştü başcağızı
hala dudağı ıslak
*
bir kez olsun ömründe
sana hiç acımadan
canına kıyanları
tutup enselerinden
kazdığın kuyuya tık!
kazdığın kuyuya tık!
o başaramadığın şeyin karşıtını dene bende, yani hiç istemediğin biçimde tanıt ilkin kendine belki biraz öyleyimdir./sonra istediklerin gibi ya da istediklerine yakın gibi durumlar bulursan sevin. ve sonra sev istersen.
lütfen dene bunu, tanıdığın –hatta tanımadığın– bütün insanlar (eskiler de) iyi, doğru, dürüst, ince...
değil, biliyorsun bunu sen de.
böylece beni sana karşı daha özgür bırakmış olacaksın.