Ey Türk! Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanamamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
On üç hikayeden oluşan ve her hikayesi buram buram İzmir kokan bir öykü kitabı. Meşhur olmayan kitaplara da şans vermem gerektiğini bana hatırlattı.
Denemelisiniz.
New York’tan Buenos Aires’e giden bir yolcu gemisinde yaşanan olayları ve satranç turnuvasını anlatan kitapta Dr B. adında bir yolcunun satrancı nasıl öğrendiği, öğrenirken neler yaşadığı ve satrancın onun hayatında ne noktaya geldiği anlatılmaktadır. Bu yolculukta Dr B. ile Mirko Czentovic adında kurgusal bir satranç şampiyonu karşı karşıya gelmektedir.
Dönemin şartlarını sembolize ederek okuyucuya sunan Zweig bu konuda oldukça başarılı olmuştur. Soğuk, cahil, sanattan ve kültürden anlamayan, iletişim kuramayan, kuralcı ve bununla birlikte çocukluk ve gençlik yıllarının bir kısmını akıl geriliğinin tüm belirtilerini göstererek geçirmiş ve bir papazın merhametiyle büyümüş olan Mirko Czentovic her maçını kazanmakta, satrancı sadece kazanmak için oynamaktadır. Czentovic; Zweig’a göre Nazilerin dolayısıyla faşistlerin bir sembolüdür. Çünkü yaşamı incelendiğinde Nazi Almanyası’nın yaptıklarından oldukça etkilenmiş bir kişi olması sebebi ile Naziler hakkında düşündüğü sıfalatları Mirko Czentovic üzerinde toplamıştır. Nazi Almanyası karşısında bir bir düşen Avrupa devletlerini temsilen Czentovic’in güçsüz ve zengin rakiplerini tanımayan karakterleri seçmiştir Zweig.
Dr B. ise türlü zorluklar yaşamış ve bu zorlukları Naziler’den görmüş bir kişiliktir. Dolayısıyla yazar kendinden olan parçaları Dr B. ile bütünleştirmiştir. Yazarın ölümünden önceki son romanı olması sebebi ile duygusal çalkantılarını Dr B.’den tecrübe etmekteyiz.
Not: İnceleme alıntıdır.