İnsanoğlullarının sürdürdüğü hayata alıcı gözle baktığımda, hayvanların hayatıyla arasında hiçbir fark göremiyorum. İnsanlar da hayvanlar da bilinçsizce olayların ve dünyanın ortasında fırlatılıverilmişler; bazen biraz durup gönül eğlendiriyor; her gün aynı organik çevrimi tamamlıyor; düşündüklerinin ötesinde hiçbir şey düşünmüyor, yaşadıklarının ötesinde hiçbir şey yaşamıyorlar.
Doğru hisseden ve dürüst düşünen bir insan, dünyadaki kötülük ve adaletsizliklten rahatsızsa, gayet doğal olarak bunun önce kendine dokunan kısmını düzeltmeye çalışmalı, yani kendini. Bu zaten bir ömür boyu sürer.
Yaşamak, bir başkası olmaktır. Ve insan bugün dün hissettiği gibi hissediyorsa, hissetmek olanaksızdır: Dün hissedileni bugün de hissetmek, hissetmek değil, dün hissedilmiş olanı bugün anımsamaktır yanlızca, artık yok olmuş olan dünkü hayatın canlı cesedi olmaktır.
Bütün hayata karşı bir mide bulantısıyla uyandım. Yaşamak zorunda olmanın dehşeti yataktan benimle birlikte kalktı. Her şey gözüme boş göründü bir an ve içimden buz gibi bir ses, hiçbir derdin çaresi yoktur, dedi.