Feyza

9/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2020 19:54
Hemen hepimiz Müslüman bir ailede, Müslüman bir ülkede doğduk. Büyürken Kuran kurslarına gittik, okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi aldık. Etrafımızda gördüğümüz, duyduğumuz davranışları da İslam’a uygun sandık. Sonuçta bir Müslüman neden İslam’a uygun yaşamasın ki? Faizler, zinalar, adam öldürme, hırsızlık, ahlaksızlık her geçen gün artsa da biz kendimizi tanımlarken ‘Müslümanım’ demekten geri durmadık. Peki hepimiz Müslümansak, gerçekte İslama aykırı bu hayatları yaşayanlar kim? Ya da biz neyin İslama aykırı neyin uygun olduğunu mu unuttuk? İşte Rasim Özdenören bizi bu noktada yeniden inanmaya davet ediyor. İçinde yaşadığımız çağda, bir Müslüman olarak nasıl yaşayacağımızı düşünmeli, hayatımızın esas gayesini kavramalıyız. İslamı bildiğimizi zannetmeyi bir kenara bırakıp yeniden öğrenmeli, sanki yeniden Müslüman olur gibi kavramaya çalışmalıyız. Özdenören’in bu kitabı insanı temel konularda düşünmeye iten oldukça yararlı bir kaynak, herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
Yeniden İnanmakRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20151,100 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İslâm cemaati içinde yaşayan müslüman mutludur, fakat müslümanın amacı mutluluk ardından koşmak değildir. Bu cemaatin üyeleri refah içindedir, fakat onun amacı refaha ulaşmak da değildir. Müslümanlar refaha ve mutluluğa ulaşmak için değil, hayır, fakat Allah’ın emrini yerine getirmek üzere bu hayatı yaşarlar. İslâmî hayat tarzını yerine getirmekten doğacak her türlü tezahür (barış, adalet, refah, mutluluk vb.) ancak birer sonuç olarak değerlendirilir, yoksa bunlar hayatın başlıbaşına bir amacı sayılmazlar. Amaç belki sadece kul olarak yaşayabilme ve kulluğun sırrına ulaşma olarak görülebilir. Çünkü insan ancak müslümanca yaşayarak bu sırra erebilir ve insanî varlığının özünü kul olmakta arayabilir. Kendini kul olarak kavradığında da, kul olmanın hakkını yerine getirme çabası dışında başka her gaye ona süfli görünür.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Allah, kendini bildirmeseydi, akıl, O’nu kendi hakikatı içinde bulamazdı. Akıl, kendisine vahiy yoluyla bildirilen Allah’ı kavrayacak istidattadır,fakat kendiliğinden O’ nu bulabilecek istidatta değildir. Bunun içindir ki, Allah’ı akıl yoluyla değil kendi zâtından talep etmek gerekir.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Mesele şurdadır: Bu insana, aslında islâmın hakikati unutturulmuştur. O, kendisine müslümanım diyen insanların tavır ve davranışlarına bakarak İslâm hakkında bilgi sahibi olduğunu zannetmektedir. Gerçi bu zannı başka bir açıdan doğrudur, böyle bir zannı haklı çıkartan husus, bir müslümanın inançlarıyla davranışları arasında kesin bir bütünlüğün beklenmesidir. Fakat gözden kaçırılan nokta, bu toplum içinde yaşayan hemen herkesin tıpkı kendisi gibi küllenmiş bir bilinç taşıması keyfiyetidir. İmam-ı Gazali’nin ifadesiyle: Hakkı hak'kın zatına bakarak değil, adama bakarak tanıma temayülünden gelen bir yanlışlıktan doğmaktadır bu çarpık sonuç.
Sayfa 80·Kitabı okudu
İslâm’ın hakkını verebilmek için, bütün ön yargılarımızı bırakıp tıpkı ilk müslümanların izlediği yöntemleri uygulayarak yeni baştan müslüman olmamız gerektiğine inanıyorum. En başta da, İslâmdışı olduğunda kimsenin kuşkusu bulunmayan alışkanlıklarımızı, özellikle zihnî alışkanlıklarımızı, süregelen toplumsal yapının bize kazandırdığı, isteristemez yapmaya zorladığı birtakım İslâmdışı tavırları, davranışları bırakmamız gerekiyor. Bu bir bakıma imanımızı yenilememiz anlamına gelecektir.
Sayfa 78·Kitabı okudu