Feyza

O halde her şeyden önce her zatın hakkı olan cevher üzerinde düşünmeliyiz. O şeyin yaratılışının hikmeti, sırrı gayesi nedir sorusunun cevabı aranmalıdır ki o şey (zat) yaradılış gayesinin özünü teşkil eden haktan oksun bırakılmasın. Kalemin hakkı nedir? Yazmak. Öyleyse kalemi göz oymak için kullanırsan ona zulmetmiş olursun.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günümüz dünyasında insan(birey) zavallı bir aciz durumuna düşürülmüştür.Hemen belirtelim ki, bu acz bizim bildiğimiz anlamda acz değil: bu, insanın kendi eseri karşısında düştüğü abes bir acz duygusudur. Bu günün insanı, kendi eseri olan gökdelenler karşısında acz duyuyor. Elektronik beyinlerin birkaç saniye içinde kotardığı karmaşık hesaplar karşısında acz duyuyor. Atom bombasına, hidrojen bombasına karşı acz duyuyor. Buzdolabına, çamaşır makinasına, elektriğe karşı acz içindedir.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Oysa insanın nefsi, ölüm fikrini, ölüm gerçeğini hep kendinden uzak tutmaya eğilimlidir.
Sayfa 39·Kitabı okudu
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2020 11:02
Edebiyat derslerinde adını sıkça duyduğumuz batılı anlamda yazılıp oynanan ilk tiyatro eserimiz Vatan yahut Silistre. Namık Kemal'in bir eserini ilk kez okudum. Yazarın üslubunu oldukça akıcı buldum ve duyguları çok iyi aktardığını düşünüyorum. Yazıldığı dönemde yaşanmış ve yaşanmakta olan kahramanlıkların adeta bir numunesi olan bu eserde İslam Bey ve Zekiye Hanım ana karakterlerimiz. Biri yüreği vatan için çarpan genç bir subay ,diğeri onun uğrunda cepheye koşmaktan çekinmeyen genç bir kız. Vatan sevgisinin değerini, anlamını sorgulatan, dönemin şartlarını yansıtan bu kısa eseri keyifle okuyacağınıza eminim.
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,6bin okunma
8/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2020 23:56
'Toplum bir klinik tüm yurttaşlar da kan basınçları sürekli gözlenen ve normal sınırlar içine düşecek şekilde ayarlanan hastalar haline gelmiştir.' Sağlık bireylerin en temel ihtiyaçlarından, bu nedenle sorgulanmaktan ziyade kabul edilen, üzerinde çok fazla düşünmediğimiz bir alan. İnsanlık kadar eski tıp bilimi esasında hastalara 'şifa vermek' gibi kutsal bir işin yerine bugün tedaviye odaklanmış; hem hekimi robotlaştırmış hem hastanın ruhsal yanını ikinci plana atmıştır Illich'e göre. Daha önce Okulsuz Toplum'u okuduysanız zaten yazarın eleştirel üslubuna aşinasınızdır. İlk bakışta alıştığımız pek çok şeye yönelen bu eleştiriler yadırgansa da kesinlikle yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Yazar yalnızca mevcut tıp bilimini, hekimleri ele almamış,daha genel haliyle hastalığın toplumsal yanına, ağrıya , ölümün tıplaşmasına da değinmiş. Hastalık-sağlık kavramları ve bunlara yüklediğimiz anlamlar üzerinde durmuş. Yaşamın tıplaşmasının politik bir süreç olduğunu, tıbbın gelişiminin toplumu sağlıksız kılan koşulları azaltmadığını, sadece üstünü örttüğünden bahseden yazarın eleştirileri çok zıt fikirler olarak görünse de aslında gerçeklik payı olduğunu da farkedeceksiniz. Kitap sağlığın, hastalığın ne olduğunu ve hekimlerin tarih boyunca yaşadığı dönüşümü ve sağlığın toplumsal yanlarını düşündürmesi bakımından oldukça önemli eleştiriler içeriyor, özellikle hekimlerin ve hekim adaylarının okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.
Sağlığın GaspıIvan Illich · Ayrıntı Yayınları · 2017243 okunma