İçtimaiyat(sosyoloji) ilmi ispat ediyor ki, bu rabıta terbiyede, harsta, yani duygularda iştiraktir. İnsan en samimi, en deruni duygularını ilk terbiye zamanında alır. Daha beşikte iken işittiği ninnilerle ana dilinin tesiri altında kalır. Bundan dolayıdır ki en çok sevdiğimiz lisan ana dilimizdir. Ruhumuza vücut veren bütün dinî, ahlakî, bedii duygularımızı bu lisan vasıtasıyla almışız. Zaten ruhumuzun içtimaî hisleri, bu dinî, ahlakî, bedii duygulardan ibaret değil midir? Bunları çocukluğumuzda hangi cemiyetten almışsak, daima o cemiyette yaşamak isteriz. Başka bir cemiyetin içinde daha büyük bir refahla yaşamamız mümkün iken, cemiyetimiz içindeki fakrı ona tercih edcriz. Çünkü, dostlar içindeki bu fakirlik, yabancılar arasındaki o refahtan ziyade bizi mesut kılar. Zevklerimiz, vicdanımız, iştiyaklarımız, hep içinde yaşadığımız, terbiyesini aldığunız cemiyetindir. Bunların aksi sadasını ancak o cemiyet içinde işitebiliriz.