Sûfîler, şirkin affedilmediğini, onda gizli açık hiçbir şeye müsamaha edilmediğini gördüklerinde, her işlerinde ihlâsı gerçekleştirdiler, Rab’leriyle muamelelerinde ince eleyip sık dokudular, içinde yüce Mevlâ’nın muhabbetinden başka bir muhabbet ve O’nun korkusundan başka bir korku kalıp kalmadığını anlamak için sürekli kalplerini kontrol ettiler. Kâinattaki herhangi bir varlığı tesir sahibi görmekten tevhid anlayışlarını temizlediler ve bir şey kalmışsa onu kendilerinden gidermek için Allah’a yöneldiler.
Velilerden bir zat (Bâyezid-i Bistâmî) demiştir ki: “Bir süt içtim, karnımda bir şişme oluştu; kendi kendime, ‘Bu süt bana zarar verdi’ dedim. Bir gün Kur’an okuyordum; bu âyete geldim; ‘Yâ Rabbi, sana hiçbir şeyi ortak koşmadım’ dedim. Gizli bir ses bana, ‘O süt içtiğin günde de mi?’ dedi; kusurumu anlayıp hemen o sözümden tövbe ettim.”
Bildiklerini unut diyor dost. Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve bütün genellemelerini koy bir çuvala ve onları hepten terket.
- Şems-i Tebrizi k.s