Nefertari

Nefertari
Solomon adalarındaki ağaçlardan biri...
Cat Island, 11 Ocak
299 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Bir Anlaşılma Savaşı
10/10
·
Beğendi
Merhaba şöyle en sevdiğim kesitten başlamak istedim. "Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi. "Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..." Oğuz Atay'ı okuduğum da genellikle tüm yapıtlarında gördüğüm şey şudur; keskin zekasını muhteşem ironi yeteneğiyle birleştirip hemen hemen tüm yapıtlarında bireyin toplumda ki yalnızlığını, anlaşılamazlığını ve aykırılığını işlemiştir. "Beni anlayın" demiştir, anlaşılamama sancıları çekerken... Fakat insanın birey olabilme maceralarını, aydınların toplumda edinemediği yeri ve edebiyat dünyasını öyle iyi analiz etmiştir ki böyle bir ortamda anlaşılamayacağını bilerek yazmış gibi sanki... Onun için edebiyat anlaşılma aracı olarak başlayıp anlaşılamayacağını fark ettikten sonra "bir ömür tüketme" işi olmustur. Yaşarken hiç anlaşılamamış bir yazar olmanın verdiği acıya rağmen yazmaya devam ederek kendini cezalandırmıştır belki de... Onun anlaşılmaktan beklentisi günümüzdeki piyasa işi tanınırlıktan, çok satmaktan farklı paradigmalara dayanmaktaydı elbette. Yinede saf bir edebiyat aşkıyla dolup taşan bir beklentiydi. Yani bugün yaşadığımız oğuz Atay çılgınlığından oldukça uzak bir anlaşılmaktı gibi geliyor bana. Bir eğilim içi boş bir alışkanlık ya da popüler bir çaba olarak okunmayı istemezdi sanıyorum. Yalnız Oğuz Atay'ı anlamak konusunda oldukça geç kaldık gibime geliyor, önce hiç çabalamadık sonra bu konuda büyük uğraşlar verdik ama sanırım onun kadar derin sancılar çekmedik. Onu anlamak konusunda başladığımız noktaya göre düşünecek olursak oldukça yol kat ettik fakat Oğuz Atayın "anlaşılmaktan" kastı bu muydu dersiniz, sahiden onu anlayabildik mi? Nedense bundan pek emin olamıyorum... Ama bir de şu açıdan bakalım;
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Reklam
7/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
Daha iyi olabilirdi belkide. Beklediğimin bi tık altında bir anlatıma sahip, üslup güzel fakat çok fazla gereksiz cümle sarfedildiğini düşünüyorum. Bir şeyleri anlatmak istediğimizde bunu cümle kalabalığı oluşturmadan net ifadelerle iletmemiz gerektiğini düşünenlerdenim. Ve kitapta maalesef bu hataya çok sık rastladım. Ama genel olarak kitapta geçen hikayeyi beğendim ve keyifle okudum. ;) Sizede keyifli okumalar diliyorum. Geceniz güzel geçsin.
HiçAhmet Emre · İlya Yayınları · 2009458 okunma
10/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2017 9. kitabı
Zülfü livaneliden 'serenad'... Bu kitabı yıllar önce okumuştum Belkide üst üste dört beş kez okuduğumu hatırlıyorum. Her seferinde ağlayarak bitiriyordum kitabı. Napıyim 50 fil gücünde bir duygusallığa sahip olmak benim seçimim değildi sonuçta. Anlayamadığımdan veya anlamaya çalıştığımdan değil aksine ilk sayfasından itibaren o kadar çok şey anlayabiliyorki insan... Ben kitabı tekrar tekrar yaşamak istedim... Ve yıllar sonra bugün tekrar yaşadım bu güzel kitabı. Maximmillan wagnerin hikayesi veya mayanın... 1943 te yaşanan savaş ve siyasi olaylara da deyinmesiyle bizim bilmediğim bir sürü gerçeğide akıcı bir üslup kullanarak anlatıyor. Aşk, savaş, bilgi, cesaret, korku, acı gibi temaların birbiriyle uyumu muazzam. Bu kitap sadece bir roman değil, aynı zamanda bir ansiklopedi görevi de görüyor diyebilirim. Yıllar önce Bu kitabı okuduktan sonra belki bulurum ümidiyle wagnerin eşi için yazdığı seranade für nadia yı araştırmaya başlamıştım. Bu beni çok etkilemişti... Nadia için yazılan o notaları duymak istemiştim... Ama ne yazıkki kitap ve kitabın içeriğiyle ilgili birkaç bilgi ve Maximmillan wagner in hastanede çekilmiş ölüm döşeğindeki bir kaç fotoğrafı dışında bişey bulamadım... Biraz daha üstüne gidince eserin Almanya'da bir müzede tutulduğunu öğrendim... Maximmillan wagner imzalı Serenade Für Nadia adlı eser halen o müzede ve tüm tutkusuyla ilk günki gibi bir kağıtta notalar halinde duruyor... Gerçekten dinlemek isterdim... Kitabın Beni etkileyen bir diğer tarafı 'struma gemisi' Kasım ayı 1943 cumhuriyetimizin daha çok genç olduğu bir dönem ve Hitlerin cirit attığı Almanyasından sınırlarımıza sürüklenen içi Yahudi asıllı nerdeyse yediyüzbin küsür insan... Ve bu gemide wagnerin beklediği biri vardı... Bu yediyüzbin küsür insan ve beklenenle beraber ne yazıkki
Siyaset
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma