...başta ailemin sonrasında da toplumun benden istediklerini sonuna kadar yerine getirmiş bir sade vatandaş olarak, bunu da yapmam gerekliydi. Yani kutsal dörtlünün en önemli parçası olan evliliği, tıpkı mecburi bir hizmetmiş gibi yerine getirmeliydim. Söz, nişan, kına ve düğünden oluşan paketi bir hap gibi yutup dibine kadar borçlu ve mutsuz yuvamızda çocuklarımızla birlikte ölünceye dek sefalet içinde yaşamalıydım. Ne de olsa muhteşem dünya düzeni bizim gibi sıradan insancıklardan bunu isterdi değil mi?
Böylece ölümümden sonra üç kadın oğulsuz, kocasız, babasız kalacak. Farklı türden üç öksüz; yasa açısından üç dul. Haklı olarak cezalandırıldığımı kabul ediyorum. Peki bu masumların suçu ne? Ne önemi var! Onurları lekeleniyor, felakete sürükleniyorlar: Bunun adı adalet.
Hiçbir yanım acımadı.Ama acının ne olduğunu öğrendim.Bir varlık heyecanıydı acı bir oluş serüveni, olmama direnişiydi.Seni bir ardıç tohumuna çevirmenin eşsiz yanılgısıydı.