Mehmet karataş

8/10
·152 syf.··
2025 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 16:35
Bir çiftlikte hayvanlar çiftlik sahibinin elinde yarı aç yarı tok yaşarlar, sahipleri onların etlerinden, sütlerinden, yumurtalarından faydalanır yeri geldiğinde para için onları satar. Hayvanlar çiftlik sahibinden habersiz toplanıp karar alırlar, ayaklanma çıkarıp çiftlik sahibini sürerler. Kendi yönetimlerini kurarlar, kararlar hep birlikte alınacak, her hayvan eşit söz sahibi olacaktır. Çiftlik her hayvanın ortak malıdır, bütün işler ortaklaşa yapılacak, yemler, yiyecekler ortaklaşa paylaşılacaktır. Böylece hayvanlar açlık ve kırbaçtan kurtulmuşlardır. Her şey planlanmış, iş bölümü yapılmış, planın uygulayıcısı hayvanların en zeki olanları domuzlar olmuştur. Hayvan çiftliğinede işler yürür ama bazı hayvanların iş yükü artarken yemi ve istirahati azalır yönetici domuzlarda ise durum tam tersidir. Buna itiraz edecek olan hayvanlar olur ancak karşılarında domuzlara sadık köpekleri bulurlar. Bu böyle sürüp gider domuzlar daha çok semirir diğer hayvanlar daha çok çalışıp daha az pay alırlar. Domuzlar işi o kadar ilerletir ki insanlar ile ticarete bile başlarlar. Önce yumurta ve süt satarlar sonra yaşlı, sakat hayvanları da satarlar. Hayvanlar bir sabah uyandıklarında görecekler ki domuzlar iki ayak üzerinde yürüyor ve ön ayakları arasında kırbaç taşıyor. Diğer hayvanlar artık hiçbir şeye şaşırmazlar, domuzlar çiftlik evinde yaşarlar, insan kıyafeti giyip, insan eşyaları kullanılırlar, domuzlardan başka kimse çiftlik evine giremez. Düzenli olarak hayvanları toplayıp nutuk çekerler. Domuzlar olmazsa insanların çiftliği yeniden ele geçireceğini, bütün hayvanları kendi amacı için kullanacağını telkin ederler ve hiçbir hayvan bunu istemez tâbi ki. Şunu da ilave ederler "Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir." Okumak istediğim adı çok duyulmuş
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·280 syf.··
2025 12. kitabı
·
1629 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 10:51
Türk edebiyatının kült eserlerinden biridir. Döneminde oldukça ses getirmiş, sansüre uğratılmak istenmiş hatta TBMM'de bile tartışma konusu olmuştur. Önce tiyatro oyunu sonra iki defa filmi çekilecek sahnede ve beyazperde de yerini alacaktır. Köy enstitülü öğretmen Fakir Baykurt'un adını duyuran eseridir. O derece sansasyon yaratacaktır ki bir dönem öğretmenlikten uzaklaştırılacaktır. Türkiye'de toplumcu gerçekçiliğin en güzel örneklerinden olmakla birlikte halkın sosyo-ekonomik durumunu gözler önüne serer. Seksen haneli karataş köyünde yaşar kara bayram ve ailesi, köyün yoksullarındandır. Daha önce satılan bey çiftliğinden kırk dönüm tarla alabilmiş, ortakçılıktan, yarıcılıktan kurtulmuşlardır ama borcunu yedi yılda ancak ödemiştir. Vilayete yapılacak heykel için muhtar köy içinden ev yeri satar. Kara bayramın evinin önünü köy kurulundan deli haceli alır, muhtar hacelinin tarafını tutacaktır. Haceli temel kazar karşısında bayramın anası ırazca'yı bulur, dirayetli kadındır ırazca kendisi karşı koyar ki bayramı yem etmek istemez. İşler çığırından çıkar ırazca temeli geceleyin doldurur, haceli tekrar kazar gece temelin başında yatar. Muhtar bayrama gözdağı verir, haceliye devam et arkanda ben varım der. Haceli temelde yatarken bayramın ailesi kerpiçleri kırar. Köyde hazırlık vardır, kaymakam gelecektir muhtar bayramın kuzusunu çaldırtır ve kestirir. Kerpiçlerin kırıldığını duyan hacelinin gözü hiç bir şey görmez bayramın evini basar. Eline ne geçerse vurur, avluda çamaşır yıkayan hatçaya değen taş çocuğunu düşürtür. Bayram yetişir haceliye dayak atar, köylü araya girer. Muhtar bayramı odaya çağırtır, pusu kurmuştur o da bayrama dayak attırır. Çaresiz kalan ırazca köye gelmeden kaymakamın önüne çıkar halini arz eder. Kaymakam muhtarın yüzüne bakmaz bütün hazırlık
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
5/10
·132 syf.··
2025 10. kitabı
·
262 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 00:16
Dünya tarihinde hükümdar olup felsefe ile iştigal eden müstesna şahsiyetlerden biridir Marcus Aurelius. Devrinin en kudretli devleti Roma İmparatorluğu'nun başında olmasından dolayı imparator ünvanı taşıyan tek filozoftur ve Stotacı imparator olarak anılacaktır. Roma Stotası da denen son dönem Stota akımını temsil eder. İmparatordan ziyade sıradan, sade bir filozof gibi satırlara dökmüş ve bu sadeliği, mütevazılığı eser boyunca nasihat eder. Evrenin değişimi ve dönüşümü kaçınılmazdır. İnsan evrenin ufacık bir zerresidir sadece. Bu değişim ve dönüşüme istese de istemese de karşı koyamaz. Yaşam, ölüm, kader, yazgı hep bunun parçasıdır ve doğa tarafından insana bahşedilmiştir. Doğa verdiğini geri alacaktır, bunun içindir ki insan doğanın bir parçası olduğunu unutmamalı, doğaya uygun bir yaşam sürmelidir. İnsanların doğaya karşı görevleri vardır, bunun için harekete geçmesi zorunludur. Bu görevleri yaparken iyiyi, kötüyü ayırt etmek, arzuların ve hayal gücünün esiri olmaktan kaçınmak gerekir. Herhangi bir şey mi yapıyorum bunu insanlığa ve tanrılara karşı iyiliği olduğu için yapıyorum. İnsan ait olduğu toplumunda parçasıdır ve yaptıklarında toplum düzenin yararına hareket etmelidir Ve kitabın sonunda şöyle der "Yaşamın kurtuluşu her şeyi bütünüyle, gerçekliğiyle, özü ve nedeniyle görmeye, bütün ruhunla doğru olanı yapmaya ve doğruyu söylemeye bağlıdır" Keyifli okumalar.......
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
8/10
·110 syf.··
2025 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 20:49
Radyo programına katılan dinleyiciler için bir anahtar sözcük verilir ve bu sözcük için veciz örnekler istenir. Ülkenin her şehrinden, her meslekten insanlar katılır bazen gülünç, bazen ciddi, bazende ironik cevaplar gelir. Özgün cevaplar vererek dikkat çeken, programın değişmez müdavimlerinden birisi de Ankara'dan serbest muhasebeci Sulhi'dir. Verilen her veciz cevabın içinde Sulhi'ye ait bir ilinti, bir yaşanmışlık vardır.Kahramanımız Sulhi hayatı merkezde yaşayan değil aksine kenarda, köşede kalmış, hayata zorla tutunmuş, kendi içine hapsolmuş bir karakterdir. Kendisi gibi insanlarla yolu kesişir ve yârenlik eder. Karşılığı olmayan bir aşka tutulur, zaten açmazlarla dolu olan bu durumdan kurtulması zaman alacaktır. Veciz sözler mekan olarak Ankara'da geçen, güzel kurgusu, akıcı anlatımıyla bir çırpıda okunacak bir eser. Barış Bıçakçı'yı ilk defa okuyorum. Arkadaşım tavsiyesi ile tanıma fırsatım oldu. Kendisine teşekkür ediyorum.
Veciz SözlerBarış Bıçakçı · İletişim Yayıncılık · 20161,624 okunma
10/10
·496 syf.··
2025 8. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 21:26
Cihan harbi bitmiş Mondros mütarekesi imzalanmış, ordular terhis edilmiş. Koca Devleti Ali Osman'ın payitaht-ı İstanbul işgal altında ve hükümeti acziyet içindedir. Savaşın ve mütarekenin tüm sorumluluğu İttihatçılara yüklenmiştir. İşgalcilerden çok Hürriyet ve İtilafçıların körüklemesiyle bir devri sabık yürütülmektedir. Memleket dahilinde İttihatçılara her türlü takibat ve kovuşturma yapılırken yakalananlar düzmece mahkemeler eliyle cezalandırılır. Yarı tutsak yaşayan, teşkilatıyla bağını koparmayan İttihatçı zabitlerden biride topçu yüzbaşı Cehennem Cemil'dir. Teyzesinin evine sığınmıştır. Teyze kızı Neriman ile evlenmek üzeredir. Saklanan arkadaşını kurtarmak isterken kendisi de ifşa olur ve Cehennem Cemil'in peşini bırakmazlar. İstanbul içinde barınması artık imkansızdır. Tam o sıralarda İtilaf Devletlerinin İzmir'i Yunan'a verdiği şayiası kopar. Protestolar başlar ve Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak cemiyetleri peş peşe kurulur. Açıktan ve gizliden mücadelenin en ön saflarında teşkilatçılıklarıyla maruf İttihatçılar vardır. Gizli tutulan M.M ve Karakol Cemiyetlerinde ki arkadaşları Cehennem Cemil'i Anadolu'ya kaçırır. Yunan İzmir'e asker çıkarmış ve Cemil Anadolu'ya ayak basar basmaz dağılmış bir kolorduyu toplamaya çalışan komutan ve kurmaylarının arasında; Yunan'ın da karşısında bulur kendini. Vaziyetleri pek müşküldür zirâ halktan destek yok gibidir. Ahali ne olduğunu tam kavrayamamıştır. Bir yanda işgalci ordu ile yerli Rumlar, bir yanda pasif İstanbul hükümeti ile Hürriyet ve İtilafçılar, diğer yanda Kuvva-i Milliye ve çoğu eşkiya olan çeteciler. Bu keşmekeşin içinden yeni bir seste Ankara'dan yükselir. Bütün olanlara dur diyecek, gittikçe söz sahibi olacaktır. Yunan işgali genişletecek, Ankara düzenli ordu kurup mukavemet edecektir. Artan direnişten
Yorgun SavaşçıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20224,291 okunma