Kendini beğenmek insanın özünde, yaratıldığında olan bir hastalıktır. İnsan yaratıkların en zavallısı, en acizidir; öyleyken en mağruru da o’dur. Şurada, dünyanın çamuru ve pisliği içinde oturduğunu, evrenin en fena, en ölü, en aşağı katında, göklerin kubbesinden en uzakta, üç cinsten yaratıkların en kötü haldekileriyle birlikte, dünya evinin en alt katına bağlı ve cahil oldugunu bilir, görür ve yine hayaliyle, aydan yukarlara dikip gökleri ayaklarının altına indirmek sevdasıyla yağar. Aynı hayal gücüyle kendini Tanrıyla bir görür; kendine Tanrısal özelikler verir; kendini öteki yaratıklar sürüsünden ayırıp kenara çeker, arkadaşları, yoldaşları olan varlıklara yukardan bakar; her birine uygun gördüğü ölçüde günler ve yetenekler dagitir.
Biz insanlar öteki yaratıkların ne üstünde ne altındayız.
Bilge der ki, göklerin altındaki her şey, aynı kanunun ve aynı kaderin buyruğundadır.
Yaptığı iyiliği başkaları duysun diye, kendisine daha fazla değer verilsin diye yapan, doğruluğu dillerde dolaşmak şartıyla doğru olan adamdan pek hayır gelmez.