18 yaşındasınız fena halde sevdaya tutulmuşsunuz, yaz tatilinde köyünüzde yıldızlara bakarak onu düşünüp mektuplar yazmışsınız. tatil dönüşü karşılaşıp şiirlerini ezberlediğiniz bedros turyan’ın mezar taşına isimlerinizi yazmışsınız. ilk buluşmanızı kararlaştırmışsınız ki … o gün 6-7 eylül olayları olmuş. ne o gün ne de başka bir gün bir daha birbirinizi görememişsiniz.
tespih taneleri böyle bitiyor. bir anı-roman. margosyan’ın hem diyarbakır’da geçen çocukluğunu hem istanbul’da karagözyan yetimhanesi’nde başlayan anadilini öğrenme ve getronagan lisesi’nde devam eden öğrenciliğini anlatıyor.
margosyan anadolu insanı. bu kitap ailesinin de kendisinin de memleketini, geleneklerini, kültürünü ne çok sevdiğini anlattığı bir destan. dilinin lezzeti zihninizi öyle bir kuşatıyor ki tarif etmeye çalıştığımı ancak onun kitaplarını okuyanlar anlayabilir.
tespih taneleri aynı zamanda koca bir memleket tarihi anlatısı. tek partili dönem, öncesi ve sonrasında diyarbakır ermeni toplumunun yaşayış biçimi ve zorlukları. yemekler, misafir ağırlayışları, hevsel bahçesi’nde uçurulan uçutmalar, komşuluk, çocuk büyütme şekli, eğitim, varlık vergisi, kumkapı’daki balıkçılar, vahram’ın lokantasındaki karanfilli komposto, ermeni patrikhanesi’nin kuralları, oradaki yaşam, işleyiş pek çok konudan bahsediyor margosyan. hep o tadı damağımda kalan tatlı diliyle.
diyarbakır ağzıyla yazdığı satırlar bir dolu insanın toplaşıp güle eğlene yemekler yediği kocaman bir ziyafet sofrası gibiydi. ziyade olsun üstadım.
üstüne üstlük bir hançepek küçelerinde bir kumkapı sokaklarında geze geze mest oldum.
kitapta ayrıca pek çok ermenice kelime, cümleyle karşılaştım. içlerinde hiç unumayacağım bir tanesi : garod, yani özlem… zaten ermeni halkının özlem (garod) duygusu yazdıklarında,