beni duygulandıran, duyduğumu yaygınlaştıracak kadar duygulandıran, bırakmaktır. hiçbir şeyi hazırlamadan, belki de en gereksiz ve yanlış anda bırakmak.” bırakma anı”nın bırakılanlar ne denli bırakılası olsalar da, bırakanı sevindirmeyeceğini, yüceltmeyeceğini bilmektir. o anda kendisiyle yalnız kalanın; bu yeni düşman karşısında, bir yığın ahmak yüzünden tanıma fırsatını hiç bulamadığı kendi karşısında duyabileceği dehşettir. önemli gösterilebilecek bir eylemin ardından; başkalarının yanlışlarının o ana dek gölgelediği kendi yanlışımımızın çırılçıplak kalışıdır.
sabahları uyandığımda dağ gibi yükselen karnımı görüyorum ve şiddetli klostrofobi atakları ile mücadele etmek zorunda kalıyorum. daha önümde haftalarca sürecek hamilelik uzanıyor, kendimden olabildiğince uzakta mahsur kalmış durumdayım