Monoton

Monoton
@Monoton
Doktor
Universite
Izmir
4 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Spoiler İçerebilir...
9/10
·524 syf.·
2019 84. kitabı
Fransız yüksek sosyetesindeki düklerin,düşeşlerin,prenseslerin,markilerin, baronların ve bütün diğer soyluluk ünvanlarına sahip olan veya olmayanların kibarlık ve gösteriş yarışına girdiği bu ortamda, eşcinsel ilişkilerin alenen yapılması,yüksek mevkide bulunan erkek ve kadınların normal hayat ve ilişkilerini sürdürürken, bir yandan eşcinsel içinde bulunmasını kaleme almış olan Proust, bu ilişkilere hangi gözle baktığını tam olarak kestiremiyoruz, çünkü kimi zaman hatta çoğunlukla tiksinerek baksa da,kimi zamanda normal olarak görüyor kitabı okuduğumda farkettim. Davetleri,bu davetlerdeki diyalogları, dedikoduları,övgü dolu sözleri,hemen sonra gıybete geçmeleri her zaman olduğu gibi sosyeteler de var tabi, merak ediyorsanız buyrun okuyun efendim,kitaplar,tablolar, müzikler, gösteriler hakkında sohbetler eğlenceli şekilde okuyorsunuz bazen sıksa da güzeldi... Guermantes Tarafı'nda anneannesinin hastalık ve ölüm sahnesini anlattıktan sonra bu konu hakkında pek bahsetmiyor Proust,Bölümde Balbec'e gidip ailesi ve anneannesi ile kaldığı aynı otel odasına yerleşince,onun ölümden sonraki hisleri ani bir duygu patlaması yaşıyor. Rüyalarında bol bol gördüğü anneannesi ve birlikte yaşadıkları anları duygu yüklü, satırlarda sanki kendi anneannenizi kaybetmişsiniz gibi etkileniyorsunuz, gerçi anneannemde hayatta değil belki de daha çok o yüzden etkilenmiş olabilirim. Yaşadığı bu hüzün dolu sahneler etkileyiciydi... Serinin 4'üncü kitabı "Sodom ve Gomorra" da Marcel Proust,diğer 3 kitabına göre daha samimi geldi ya kitaba alıştım ya da kitabın anlattıklarına gerçi her seri de farklı karakterler ve şaşırtıcı bir şekilde bu karakterlerde farklı olaylar cereyan ediyor bu yönünü seviyorum yazarın yoksa okunmaz bence hep aynı olaylar etrafında dönse güzel olmazdı bu da yazarın
Edebiyat
Sodom ve GomorraMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20201,758 okunma
Monoton
İnceleme için teşekkürler ve elinize sağlık. Ayrıca bakmayın siz, " İnceleme yazmak için çabaladığınız için teşekkür ederim " diyerek küçümsemeye çalışanlara, Sözüm ona kitap okuyup, empatiden uzak olanlara, Okuduklarından hiçbir şey anlamayanlara, İki kitap okuyup, kitap kurdu olduğunu sananlara... Elinize, yüreğinize sağlık.
Reklam
Gece Sancısı
Pencereden bakıyordum uzun zamandır. Adamın biri kaldırım taşına oturmuş, sokak lambasının ışığında kendi kendine konuşuyor gibi, gizlice izliyorum. Ağlıyor sanıyorum yok hayır gülüyor, aldanıyorum. Yanına mı gitsem acaba; düşünüyorum. Bir derdi var, her şey ortada diyorum ama beni ne ilgilendirir. Hem geceyarısı olacak iş mi? Git yat! Zıbar! Yatağıma doğru yol alıyorum ama kemirgen bir duygu içimde. Kendimi yiyip bitiriyorum anlamsız yere. Sıkıntım çoğalıyor. Neden? Bir soluk, kendimi sokağa atıyorum don paça. Sokak lambasının ışığında adam arıyorum, yok! Kendimi arıyorum, yok! Kendi kendime konuşuyor muyum yoksa burada? Kaldırım taşına oturup bakıyorum yalancı boşluğa. Fakat nereye kadar; ağlıyor muyum yoksa gülüyor mu? Başımı kaldırıp bakıyorum. Pencerede gizlenmiş bir yüzü, ıstırap içinde ve kuşkuyla beni seyrederken görüyorum. Biran önce sabah olmalı!
Edebiyat
Monoton
"Uzun zamandır penceremin ardindan sokağı izliyordum. Sokak lambasının altında oturan bir adam, kendi kendine konuşuyor gibiydi. "Diye başlamak daha iyi olabilirdi. Yazıda anlam ve cumle hataları çok var. Daha ilk paragrafta göze batıyor. Tekrar duzenlemenizi tavsiye ederim.
uyanma
Başka bir günün kıyısında açıyorum gözlerimi. Bu kez bir erkek olarak. Her erkek biraz yalancıdır derdi annem. Her erkek biraz şairmiş. Daha kolay oluyormuş öyle yalan söylemek. Daha mı kolay olacak böyle yaşamak? Bilmiyorum. Keşke erkek doğsaymışım derdi annem. Babam da sırıtırdı pis pis. Oldu işte anne, erkek oldum senin yerine bu sabah. Solumda siyah beyaz bir çerçeve. Silik ama güzel bir kadın, yanında baskın bir adam, göbekli. Bende de var. Benim o adam, ama daha yaşlı biraz. Sağıma bakıyorum, boşluk. Nerede acaba? Kalkıyorum. Alışmışım erken kalkmaya, annemle babama kahvaltı hazırlamaya. Sonra da işe. Hatırlamasam daha iyi. Banyo, mutfak – kimse yok benden başka. Nerede acaba? Yalnız mıyım yoksa burada da ben? Ne yapacağım şimdi anne? Aah, telefon , evet. Vardır kesinlikle bir açıklaması. Ne diye kaydetmiştir ki. Alevli, Tatlış, Civelek, Serapçık - ne biçim isimler bunlar. Atıyorum elimden . Yatağa koşuyorum. Babam gibi mi olmam gerekliydi illa? Sabah ezanı başlıyor, duyulmuyor hıçkırıklarım. Duyamaz zaten, kimse yok odada. Eskiden de içimden ağlardım hep, kimse duymazdı, yastık ıslatırdım sadece. Bu kez ben de duyamıyorum ama. Deniz kenarındayım, yürüyorum, kırmızı elbisem var üstümde, o babamın yırttığı. Uzakta çocuklar bağırıyor, beni çağırıyorlar. Çekiniyorum, başka tarafa bakıyorum , arkamdan korkma diyor birisi. Bakıyorum, silik kadın. Korkma diyor, işin özü baş edebilmek. Ya sen diyorum. Göreceksin diyor. Çocuklar bağırıyor, kadın kayboluyor, ben uyanıyorum. Yine erkeğim. Babam sevinirdi, belki de severdi beni. Annem? O başka, ne yapıyordur şimdi ? Kalkıyorum yine, aynaya bakıyorum bu defa. Meymenetsiz – babam gibi aynı. Çıkıyorum. Orada bu kez. Neden yoktu ki daha önce? Yaklaşıyorum. Normal değil, fazla çekingen . Tanımıyor mu beni. Yo, tanıyor,
Rahime isimli okura yanıt verildi
Monoton
Yazıyı sevmedim değil, bilâkis hoşuma gittiği için okudum ve yorum yazdım. Tekrar kaleminize sağlık.
uyanma
Başka bir günün kıyısında açıyorum gözlerimi. Bu kez bir erkek olarak. Her erkek biraz yalancıdır derdi annem. Her erkek biraz şairmiş. Daha kolay oluyormuş öyle yalan söylemek. Daha mı kolay olacak böyle yaşamak? Bilmiyorum. Keşke erkek doğsaymışım derdi annem. Babam da sırıtırdı pis pis. Oldu işte anne, erkek oldum senin yerine bu sabah. Solumda siyah beyaz bir çerçeve. Silik ama güzel bir kadın, yanında baskın bir adam, göbekli. Bende de var. Benim o adam, ama daha yaşlı biraz. Sağıma bakıyorum, boşluk. Nerede acaba? Kalkıyorum. Alışmışım erken kalkmaya, annemle babama kahvaltı hazırlamaya. Sonra da işe. Hatırlamasam daha iyi. Banyo, mutfak – kimse yok benden başka. Nerede acaba? Yalnız mıyım yoksa burada da ben? Ne yapacağım şimdi anne? Aah, telefon , evet. Vardır kesinlikle bir açıklaması. Ne diye kaydetmiştir ki. Alevli, Tatlış, Civelek, Serapçık - ne biçim isimler bunlar. Atıyorum elimden . Yatağa koşuyorum. Babam gibi mi olmam gerekliydi illa? Sabah ezanı başlıyor, duyulmuyor hıçkırıklarım. Duyamaz zaten, kimse yok odada. Eskiden de içimden ağlardım hep, kimse duymazdı, yastık ıslatırdım sadece. Bu kez ben de duyamıyorum ama. Deniz kenarındayım, yürüyorum, kırmızı elbisem var üstümde, o babamın yırttığı. Uzakta çocuklar bağırıyor, beni çağırıyorlar. Çekiniyorum, başka tarafa bakıyorum , arkamdan korkma diyor birisi. Bakıyorum, silik kadın. Korkma diyor, işin özü baş edebilmek. Ya sen diyorum. Göreceksin diyor. Çocuklar bağırıyor, kadın kayboluyor, ben uyanıyorum. Yine erkeğim. Babam sevinirdi, belki de severdi beni. Annem? O başka, ne yapıyordur şimdi ? Kalkıyorum yine, aynaya bakıyorum bu defa. Meymenetsiz – babam gibi aynı. Çıkıyorum. Orada bu kez. Neden yoktu ki daha önce? Yaklaşıyorum. Normal değil, fazla çekingen . Tanımıyor mu beni. Yo, tanıyor,
Rahime isimli okura yanıt verildi
Monoton
Hayır, imla kuralları ile ilgili bir sorun değil bu. Olay örgüsü, akış, yazının karakteri hakkındaki yetersiz bilgi, kaos karmaşası ve anlam karmaşasınin yeteri kadar verilememesi ve anlık bir ruh halinin yazıya dokulmesinin yetersiz bir şekilde kaleme alınmasından bahsediyorum. Verilen mesaj güzel ama dediğim eksikler bariz göze batıyor. Tabi bu kendi gorusumdur. Yazmaya devam.
uyanma
Başka bir günün kıyısında açıyorum gözlerimi. Bu kez bir erkek olarak. Her erkek biraz yalancıdır derdi annem. Her erkek biraz şairmiş. Daha kolay oluyormuş öyle yalan söylemek. Daha mı kolay olacak böyle yaşamak? Bilmiyorum. Keşke erkek doğsaymışım derdi annem. Babam da sırıtırdı pis pis. Oldu işte anne, erkek oldum senin yerine bu sabah. Solumda siyah beyaz bir çerçeve. Silik ama güzel bir kadın, yanında baskın bir adam, göbekli. Bende de var. Benim o adam, ama daha yaşlı biraz. Sağıma bakıyorum, boşluk. Nerede acaba? Kalkıyorum. Alışmışım erken kalkmaya, annemle babama kahvaltı hazırlamaya. Sonra da işe. Hatırlamasam daha iyi. Banyo, mutfak – kimse yok benden başka. Nerede acaba? Yalnız mıyım yoksa burada da ben? Ne yapacağım şimdi anne? Aah, telefon , evet. Vardır kesinlikle bir açıklaması. Ne diye kaydetmiştir ki. Alevli, Tatlış, Civelek, Serapçık - ne biçim isimler bunlar. Atıyorum elimden . Yatağa koşuyorum. Babam gibi mi olmam gerekliydi illa? Sabah ezanı başlıyor, duyulmuyor hıçkırıklarım. Duyamaz zaten, kimse yok odada. Eskiden de içimden ağlardım hep, kimse duymazdı, yastık ıslatırdım sadece. Bu kez ben de duyamıyorum ama. Deniz kenarındayım, yürüyorum, kırmızı elbisem var üstümde, o babamın yırttığı. Uzakta çocuklar bağırıyor, beni çağırıyorlar. Çekiniyorum, başka tarafa bakıyorum , arkamdan korkma diyor birisi. Bakıyorum, silik kadın. Korkma diyor, işin özü baş edebilmek. Ya sen diyorum. Göreceksin diyor. Çocuklar bağırıyor, kadın kayboluyor, ben uyanıyorum. Yine erkeğim. Babam sevinirdi, belki de severdi beni. Annem? O başka, ne yapıyordur şimdi ? Kalkıyorum yine, aynaya bakıyorum bu defa. Meymenetsiz – babam gibi aynı. Çıkıyorum. Orada bu kez. Neden yoktu ki daha önce? Yaklaşıyorum. Normal değil, fazla çekingen . Tanımıyor mu beni. Yo, tanıyor,
Rahime isimli okura yanıt verildi
Monoton
Yazı anlam itibari ile güzel. Yalnız düzeltmeler hiç yapılmadan ve ikinci bir kez okunmadan yayınla tuşuna basılmış gibi. Anlam olarak güzel dursa da, yapı olarak aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Elinize sağlık.