Şimdi bu kitap için ne kadar yorum yapsam yetersiz hissedeceğim kendimi. Basit cümlelerle anlatabildiğim kadar anlatmak isterim. Kitaba arkadaşlarımın önerisiyle başladım. Beklentim yüksekti. Açıkçası bu beklentiyi de karşıladı benim için. Martin Eden'ın yalnızlığı o kadar iyi işlenmişti ki sonuna kadar hissettirdi bu durumu. İnsanların para ve şöhret uğruna ezip geçtiği adama tapmaları ne kadar iki yüzlü varlık olduklarının göstergesi bana göre. Kitapta birçok düşünceye, ideolojilere değinmiş. Kitapta en sevdiğim karakter Martin'in gerçek dostu olan Brissenden. Ama Martin en sonunda onun isteklerine ihanet etti bence. Çünkü bu adamın hayatımın eseri dediği ve dergilere verilmesine asla müsade etmediği güzelliğin, güzellik için olması gerektiğini savunmasına rağmen o şiiri dergilere verip adamı açık hedef haline getirdi ki neyseki adam intihar ettiği için göremedi. Böyle karakterleri teker teker incelemek uzun sürer ancak buna rağmen Ruth ve Lizzy arasında bir karşılaştırma yapmasam olmaz. Ruth Martin'e aşık değildi, annesinin dediği gibi çevresinde görebileceği ve ilgi duyabileceği tek erkeğin Martin olmasından dolayı ona aşık olduğunu düşündü. Gerçekten aşık olsaydı onu her şeyiyle severdi. Ama Lizzy için aynı seyleri söyleyemem açıkçası çünkü o Martin'i herkese ve her şeye rağmen sevdi. Kitabın sonunda Martin'in intihar etmesi beklediğim bir şey değildi. Lizzy ile mutlu olmasını isterdim.