Tutunamayanlar...
Hem uzun uzun yazı yazmak istiyorum bu kitap hakkında hem de susmak istiyorum, anlamını yitirmesin diye. Canım Oğuz Atay kafan ne kadar karışık senin.
Uzunca bir zamana yayarak okumama rağmen okuması zordu. Konular karışık, kişiler karışık. Ama güzel olan şu ki; bu karışıklık garip bir düzen içerisinde aktarılmış. Bunu da kitap bitince anlıyorsunuz.
Turgutcuğum Özben, ölümü kabullenmek, hele de söz konusu ölüm intiharsa, ne kadar zor değil mi? Hayatın akışına dalıp gitmişken ölüm gerçeği ile yüzleşmek çok acı. Kitaptaki en sevdiğim alıntılardan biri de şu: "En yakın arkadaşımı kaybettim Olric. Kimse anlamamak bunu." Ölümü, ona duyduğun acıyı; nasıl anlatabilir, nasıl atlatabilirsin ki?
Turgut'un ve kitaptaki başta Selim olmak üzere diğer karakterlerin düşüncelerinin yansıtılışı da beğendiğim detaylar arasında. Roman okurken sevdiğim şeylerden biri de karakterlerin kafasındaki her düşüncenin olduğu gibi kağıda aktarılmasıdır. Oğuz Atay'da bunu çok iyi başarıyor.
Gelelim sevmediğim detaylara, fazla karamsar. Tabii ki bu konudaki bir kitabın karamsar olmamasını beklemiyordum fakat üst üste okuyunca insanı bunaltıyor. Ayrıca kitapta çok fazla karakter, çok fazla düşünce var. Bu yüzden bir süre sonra neye odaklanmam gerektiği benim için bir soru işareti olarak kaldı. Tavsiye eder miyim, bence kesinlikle şans vermelisiniz.