"değişiyor insan..
vallahi değişiyor..
mesela ben,,öyle çok değiştim ki..
bir kere bir Selâm verdiğime açmıyorum hemen,,ne evimin ne gönlümün kapısını artık öyle..
emin olamıyorum kimseden kendim kadar..
içimden geçeni söylemiyorum kırıldığımdan beri en yakınımdakilere,,susmayı öğrendim istemesem de..
tatlı söze aldanmıyorum uzun zamandır,,samimiyet konusunda epey yol almışlığım var..
kırdığım tabularım var,,kızdığım eski bir ben bir de..
küskün de değilim kimseye,,bu kadar iyi niyet vallahi fazlaydı kırılgan kalbime..
affedemediğim şeyler var elbette ama yine de teşekkür ederim gözümün açılmasında emeği geçenlere..!"
Alıntı
Hizmetçilik yapmak gururunu kırmıyordu ama merhamet yaralıyordu onu. Merhamet istemiyordu, insanlıkla ilgili kararıni vermişti; içine oturan zifiri karanlığı delecek en ufak bir ışık sızmasına bile izin vermeyecek kadar kapatmıştı kendisini. Umutsuzluktan güç alan, bunun sarsılmasına izin verdigi anda yıkılacak bir kalebende benziyordu. Demek ki insanlığa güven duymanın tam olarak yıkılışı böyle oluyormuş diyordum, umut kapılarının, pencerelerin sıkı sıkıya kapatıldığı o kararlılık hali, artık hiç kimsenin aralayamayacağı bir demir kapı... Lâleşli kızlar yaşayarak öğrenmişlerdi bunu. Tekrar umutlanma ve tekrar yıkılma tehlikesine karşı en doğru hareket, kabuğunun içine çekilen bir deniz canlısı yöntemiydi.