Johannes de Silentio

Johannes de Silentio
@Morael
Écrasez l’infâme!
Puan vermedi·74 syf.··
2025 66. kitabı
Gregor Samsa sıradan bir insan iken bir sabah uyandığında dev bir böceğe dönüşür. Konunun muhteşemliğine bakar mısınız. Bu konu insanı derin bir korkuya ve meraka sevk ediyor. Franz Kafka’nın başyapıtı sayılan Dönüşüm çevre baskısı nedeniyle ezilen bireyi, yabancılaşmayı, yalnızlığı ve çaresizliği son derece çarpıcı bir şekilde anlatan alegorik bir klasiktir. Bir sabah böceğe dönüşerek uyanan bir insan ve onu anlayan tek kişinin olmayışı içler acısı. Bazılarımız bu değersizlik duygusunu defalarca hissetmişizdir. Bu değersizlik duygusunu Kafka böceğe dönüşen Gregor Samsa üzerinden bizlere son derece sade bir dille anlatmış. Kitabın dili her ne kadar sade olsa da neredeyse kitaptaki her cümle çok ağır. Yalnızlık ve yabancılaşma duygusu öyle derin işlenmiş ki insanın içine işliyor. İnsanın karanlık yüzünün kitabın son bölümlerinde gözükmesi beni derinden etkiledi. Modern hayatımıza baktığımız zaman Gregor Samsalara merhamet duymak kimsenin aklına dahi gelmiyor ne acı.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·104 syf.··
2025 56. kitabı
Sadık Hidayet’in “Üç Damla Kan” isimli kitabı yazarın edebi anlayışı ve üslubunu net ve vurucu bir şekilde açıklayan toplam 11 adet hikayeden oluşmakta. Hikayeler melankoli, derin psikolojik tahliller, ölüm, yalnızlık, insanın karanlık iç dünyası, içsel sancılar, toplumsal baskılar ve varoluşçu temalar barındırıyor. Kasvetli bir ortamda geçen hikayelerin kahramanları; hayatın anlamını sorgulayan, acı ve çaresizlik içindeki bireylerdir. Sadık Hidayet “Üç Damla Kan” kitabında da mistik ve gerçeküstü öğeler kullanmış ancak bu öğeler “Kör Baykuş” kitabındaki kadar yoğun değil. İlk defa Sadık Hidayet okuyacaklara tavsiyem önce “Üç Damla Kan” kitabı ile başlamaları. Çünkü bu öyküler “Kör Baykuş” kitabıyla karşılaştırdığım zaman Sadık Hidayet’in edebi dünyasını daha sade bir dille anlatıyor. Her ne kadar iç içe geçmiş olsa da “Kör Baykuş” kitabındaki gerçek ve gerçeküstü öğelerin harmanlanmasına da ayrıca aşırı hayran kalmıştım. Sadık Hidayet’in hayatını ve eserlerini peşi sıra okuyarak fikir dünyamda kendisine önemli bir yer açıyorum. Naçizane tavsiyem bu eserlerin sağlam bir psikoloji ile okunması ve sadece edebi yönüne odaklanılmasıdır. Keyifli okumalar dilerim.
Üç Damla KanSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20231,686 okunma
Puan vermedi·57 syf.··
2025 69. kitabı
Babaya Mektup Kafka’nın varoluşsal krizlerini, derin yalnızlık duygusunu ve içsel çatışmalarını net olarak açıklayan bir eser. Mektuba baktığım zaman bir isyan durumunun gözükmemesi beni dahada etkiledi. Tüm bunları yaşayan ve hisseden bir insan “nasıl olur isyan” etmez diye düşündüm. Ancak Kafka’nın yaşamış olduğu korku ve babasına olan hayranlığı bu isyanın önüne geçmiştir. Bunu mektubu okuduğunuz zaman göreceksiniz. Ancak Kafka gibi ince ruhlu bir insan bu mektubu böyle bir dille yazabilirdi. Babaya Mektup kitabına dönecek olursak Kafka’nın dünyasına adım atmak için okunacak ilk kitap olması gerektiğini düşünüyorum. Bu kitap okunduktan sonra Dönüşüm kitabını daha iyi anlayacaksınız. Mektubun babaya hiç ulaşmaması konusu da ayrı bir muamma. Ancak bu durum Kafka’nın suçluluk psikolojisi, kendini zayıf ve yetersiz hissetmesi, ince ve kırılgan yapısı ve babaya duyduğu korku ve hayranlık nedeniyle açıklanabilir. Son olarak Babaya Mektup kitabında Kafka’nın yaşadıkları bireysel bir mücadele mi toplumsal bir sorun mu bunu da düşünmek gerektiğine inanıyor sizlere keyifli okumalar diliyorum.
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 317. kitabı
Kediler yaşamadıkları hayata özlem duymazlar. Kediler için iyi hayat, halihazırda yaşadıkları hayattır. Peki durum biz insanlar için de öyle mi? Yazar bu konuyu bizler için irdelemiş ve insanların sonu gelmez anlam arayışını, kedilerin sade ve kaygısız yaşamları ile karşılaştırmış. İnsanların sorguladığı varoluşsal konular yazara göre insanları mutsuzluğa sürüklemekte. Yine yazara göre bu mutsuzluktan uzaklaşmak için bizlerin kedilerden öğreneceği çok şey var. Kedilerin mutluluk arayışı veya herhangi bir amaçları yoktur sadece var olurlar ve var olmanın tadını çıkarırlar. Kitabı okurken aklıma Albert Camus’nün “uyumsuz” felsefesi geldi. Kediler bu yaptıklarını bir bilinç ile yapmış olsalardı; kesinlikle “uyumsuz” tanımına birebir uyacaklardı. Ancak bilim bize kedilerin bilinç ile değil iç güdü ile hareket ettiklerini söylemekte. Kedi Felsefesi kitabında bazı filozofların genel felsefelerine ve hayvanlar hakkındaki görüşlerine yer verilmiş. Bunun yanısıra dinlerin ve tarihteki bazı kişilerin kediler ilgili uygulamalarından da bahsedilmiş. Özellikle eski Mısır inanışı ve bu inanışın hayvanlar hakkındaki yorumları benim son derece dikkatimi çekti. Meo ve Gattino isimli kedilerin yaşam hikayeleri de beni gerçekten üzerek etkiledi. Hayatın akışında insanlar ile birlikte bu dünyada yaşayan kediler ve diğer canlıların unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Varoluşsal anlam arayışı sorularının cevabı kedilerin basit be kayıtsız yaşamında saklı olabilir mi? Bu sorunun üzerine düşünülerek yazılmış Kedi Felsefesi isimli kitabı ben beğendim. Bir kedisever olarak kesinlikle kedilerden öğreneceklerimizin olduğunu düşünüyor ve kitabı tavsiye ederek keyifli okumalar diliyorum.
Felsefe
Kedi FelsefesiJohn Gray · Domingo Yayınevi · 2022809 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 2. kitabı
Kierkegaard , Ölümcül Hastalık Umutsuzluk kitabında; gündelik yaşam ve dünya telaşı içerisinde ruhu ile bağlantısını koparmış olan insanlara, felsefi, psikolojik ve teolojik bir metin sunmaktadır. Felsefi, psikolojik ve teolojik bir metin demek yerine bir çağrı demekte mümkündür. Bu çağrı kimi nereye davet etmektedir? Kierkegaard insanı bir birey olarak derinlemesine inceleyen önemli bir düşünürdür. Birçok tanınmış şahsiyetlerden önce bir birey olarak insanı; beden ve ruh birleşimden ibaret bir benlik olarak incelemiştir. Kendisine filozof denildiği kadar psikolog da denilmelidir. Psikoloji ile ilgilenen herkesin kitaplarını okumasını tavsiye ederim. Kierkegaard’a göre “umutsuzluk” evrensel ve ölümcül bir ruh hastalığıdır. İnsan ruhunun durumunu fark edemez. Çünkü insan gerçekten tam olarak ne olduğunun idrakinde olmayan olamayan bir varlıktır. Düşündüğümüz zaman beden, ruh ve beden ile ruhun birlik halinden meydana gelen insan; sonsuz ve sonluyu benliğinde barındırır. Sonsuzluk kavramı insanın bildiği veya tam anlamıyla idrak edemediği bir kavram olduğu için; insan ruhuyla bağlantıyı hakkıyla yapamaz bu durumda da “umutsuzluk” ortaya çıkar. Umutsuzluk Ölümcül Hastalık’tır. Bedeni değil ruhu öldüren bir hastalık. Kierkegaard bu kitabında umutsuzluk konusu derinlemesine incelenmiş, umutsuzluğu sınıflandırmış, umutsuzluktan kurtuluş için insanlara bir çağrıda bulunmuştur. Umutsuzluk ve kaygı Kierkegaard’un felsefesinde önemli bir yeri kapsamaktadır. Felsefesi bu kavramlar üzerinde temellendirilmiştir. Bu kitabı okumadan önce Kaygı Kavramı kitabının okunması hem bu kitabı anlamayı kolaylaştıracak hem de Kierkegaard’un felsefesinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. İnsanın ruhuyla ilişki kurabilmesi Tanrı’ya teslimiyeti ile mümkündür. Aksi halde insan ruhuyla
Felsefe
Ölümcül Hastalık UmutsuzlukSoren Kierkegaard · Doğu Batı Yayınları · 20211,304 okunma