Kierkegaard’a göre insanın en büyük problemi, kendini bir şekilde var etmeye çalışma çabasıdır. Bu bir zorunluluk ve seçim meselesidir. İnsan ya estetik bir yaşam tarzını ya da etik bir yaşam tarzını benimseyecektir. Bir orta yol yoktur.
Ya/Ya Da kitabına gelecek olursam; kitap iki varoluşsal yaşam tarzını (estetik ve etik) felsefi, psikolojik ve edebi bir derinlikle işlemektedir. Birinci bölümde estetik bir yaşam tarzını benimseyen “A” kişisi; sanat, güzellik ve zevk odaklı bir hayatı savunur. Yaşamın haz veren yönlerini kutsar, bu hazlara sığınarak sorumluluktan kaçar. Kendine hazla örülü bir yaşam kurmayı amaçlar. Bu hayatı “Baştan Çıkarıcının Günlüğü” bölümünde “Johannes” karekteri üzerinden kurgular. Johannes estetik birey tanımını somut halidir.
İkinci bölümde “B” kişisi etik yaşam tarzını temsil eder. “A” kişisine mektuplar yazarak onu etik yaşam tarzına, evliliğe, ahlaki kararlar almaya ve sorumluluk alarak kendini inşa etmeye davet eder.
19. yüzyılın en büyük düşünürü sayılabilecek Kierkegaard için varoluşun üç aşaması vardır. Ya/Ya Da kitabında işlenen estetik ve etik aşamaları dışında bir üçüncü aşama ise inanç aşamadır. Bu aşama Korku ve Titreme kitabında işlenmiştir. Estetik yaşam tarzını benimseyen insan sonunda; derin bir boşluk, umutsuzluk ve bulantı yaşayacaktır. Yaşamış olduğu suçluluk ve iç hesaplaşmalar sonucunda; kendini var etmeye çalışmayı bırakmayıp, kendini yeniden kurmak isteyecek etik yaşama geçecektir. Etik yaşamda hayatın sadece haz ile yaşanamayacağı anlaşılmıştır. Etik insan hayatı bir görev gibi yaşar. Sorumluluk alıp, seçimler yaparak kendi benliğini oluşturur. Ancak mükemmel olmadığının farkına vardığında inanç aşamasına geçmek ister ki bu sadece inanç sıçraması sayesinde mümkün olur. İnsanın inanç sıçraması yapabilmesi için; Tanrı