Johannes de Silentio

Johannes de Silentio
@Morael
Écrasez l’infâme!
Puan vermedi
Soren Kierkegaard’un varoluşsal düşünce sisteminin temel taşları; estetik, etik ve inanç aşamalarıdır. Bu aşamalar bireyin yaşamı boyunca içsel yolculuğundaki katmanları temsil etmektedir. Estetik birey, yaşamın anlamını sanatta, aşkta, düşüncede ya da anlık hazlarda arar. Etik birey ise kendi eylemlerinin sorumluluğunu taşır ve evrensel ahlaki ilkelere göre yaşamaya çalışır. Estetik ve etik aşamalar Ya / Ya Da kitabında derinlemesine incelenmiştir. Soren Kierkegaard’a göre üçüncü aşama olan inanç en yüksek varoluş derecesidir. Bu evreye gelen birey artık Tanrı’ya teslim olmuştur. Estetik ve etik olanın üstündedir. Bu aşamada etik askıya alınmıştır. İbrahim’in, İshak’ı kurban etmeye hazırlanışı bu aşamanın en güçlü örneğidir. Bu hazırlanış Soren Kierkegaard’un gözünde İbrahim’i bir iman şövalyesi yapar ve Korku ve Titreme kitabında varoluşun bu evresi dinsel olarak değil felsefi olarak incelenir. Tanrı İbrahim’den oğlunu kurban etmesini ister. Bu etik açıdan bir suçtur. Ancak İbrahim bunu kabul eder ve hazırlıklara başlar. Tanrı’nın emri üzerine etik askıya alınır. Bu durum inancın paradoksudur. İnanç rasyonellik ve etikten ötedir. Bizler çoğu zaman anlamayı ya da ahlaki gerekçelere sığınmayı tercih ederiz. Oysa İbrahim, etik zorunluluklardan, rasyonel açıklamalardan vazgeçerek Tanrı’nın emrini yerine getirmeye hazırlanmaktadır. İbrahim her şeyden vazgeçerek her şeyi kazanmak istemektedir. Bu bir fedakarlık değil sıçramanın bir ifadesidir.
Felsefe
Korku ve TitremeSoren Kierkegaard · Pinhan Yayıncılık · 20152,261 okunma
Reklam
Puan vermedi·976 syf.··
2025 10. kitabı
Kierkegaard’a göre insanın en büyük problemi, kendini bir şekilde var etmeye çalışma çabasıdır. Bu bir zorunluluk ve seçim meselesidir. İnsan ya estetik bir yaşam tarzını ya da etik bir yaşam tarzını benimseyecektir. Bir orta yol yoktur. Ya/Ya Da kitabına gelecek olursam; kitap iki varoluşsal yaşam tarzını (estetik ve etik) felsefi, psikolojik ve edebi bir derinlikle işlemektedir. Birinci bölümde estetik bir yaşam tarzını benimseyen “A” kişisi; sanat, güzellik ve zevk odaklı bir hayatı savunur. Yaşamın haz veren yönlerini kutsar, bu hazlara sığınarak sorumluluktan kaçar. Kendine hazla örülü bir yaşam kurmayı amaçlar. Bu hayatı “Baştan Çıkarıcının Günlüğü” bölümünde “Johannes” karekteri üzerinden kurgular. Johannes estetik birey tanımını somut halidir. İkinci bölümde “B” kişisi etik yaşam tarzını temsil eder. “A” kişisine mektuplar yazarak onu etik yaşam tarzına, evliliğe, ahlaki kararlar almaya ve sorumluluk alarak kendini inşa etmeye davet eder. 19. yüzyılın en büyük düşünürü sayılabilecek Kierkegaard için varoluşun üç aşaması vardır. Ya/Ya Da kitabında işlenen estetik ve etik aşamaları dışında bir üçüncü aşama ise inanç aşamadır. Bu aşama Korku ve Titreme kitabında işlenmiştir. Estetik yaşam tarzını benimseyen insan sonunda; derin bir boşluk, umutsuzluk ve bulantı yaşayacaktır. Yaşamış olduğu suçluluk ve iç hesaplaşmalar sonucunda; kendini var etmeye çalışmayı bırakmayıp, kendini yeniden kurmak isteyecek etik yaşama geçecektir. Etik yaşamda hayatın sadece haz ile yaşanamayacağı anlaşılmıştır. Etik insan hayatı bir görev gibi yaşar. Sorumluluk alıp, seçimler yaparak kendi benliğini oluşturur. Ancak mükemmel olmadığının farkına vardığında inanç aşamasına geçmek ister ki bu sadece inanç sıçraması sayesinde mümkün olur. İnsanın inanç sıçraması yapabilmesi için; Tanrı
Felsefe
Ya / Ya DaSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2020363 okunma
Bir sigara yakıyorum ve düşünüyorum; Tanrı benimle ne demek istedi, veyahut benden ne ortaya çıkaracak. Soren Kierkegaard
Felsefe
Puan vermedi·160 syf.··
2025 24. kitabı
İnceleme yapmaya çalışırken en zorlandığım kitap gerçekten Sisifos Söyleni oldu. Nerden başlasam ne yazsam bilemiyorum. Ancak bu kitap için bir inceleme yazmam için bana en az yirmi sayfa gerektiğini düşünüyorum. Kitap hakkında yüzeysel bir inceleme yapmakta istemiyorum ama elimden geldiğince kısa bir fikir paylaşımı yapacağım. Öncelikle kitap hakkında yapılan bazı incelemeleri okudum. Alber Camus’nün “uyumsuz felsefesinden” ziyade intihar konusuna odaklanmışlar. İntihar alternatifi düşüncelerin de yazar tarafından reddedilmiş olmasına dayanarak intihar güzellemesi yapıldığını dahi düşünen olmuş. Kitabı daha derin ve sabırla okuyarak yazarın intihar konusunu çözüm olarak görmediğini, intihar etmenin bir kaçış olduğunu, uyumsuz insanın kaçmak yerine bilinçli bir başkaldırı da bulunması gerektiğini savunduğunu görmek mümkün. “Kimse intihara karar vermez, intihar bazılarının yaratılışında vardır” diye düşünen Sadık Hidayet’in bu düşüncesi de Sisifos Söyeleni’nde irdelenmiş. Sadık Hidayet hayatın anlamsızlığı karşısında intiharı bir çözüm ve kaçış yolu olarak görmüşken, Albert Camus hayatın anlamsızlığını başkaldırı için bir fırsat olarak görmüş ve intiharı doğrudan reddetmiştir. Sisifos Söyleni isimli kitaba dönecek olursam; kitap “uyumsuzluk, absürdizm, hayatın anlamsızlığı, başkaldırı, kader, mutluluk ve özgürlük” konularını ele alan denemelerden oluşmuş felsefi bir metindir. Albert Camus Sisifos Söyleni’nde öncelikle hayatın ve varoluşun anlamını arar ancak hayatın ve varoluşun anlamlandırılamaz olduğunu görerek bunun bilincinde olan insanı “uyumsuz” olarak betimler ve uyumsuzluk felsefesinin temellerini açıklar. Peki anlamsız bir hayat karşısında “uyumsuz” ne yapmalıdır. Kierkegaard gibi düşünerek Tanrı’ya ve dine mi yönelmelidir yoksa intihar mı etmelidir.
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202311,3bin okunma