O.

O.
8/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2024 11:17
Körlük Günlerden birinde bir körlük salgını ortaya çıkarsa ne olur? Bütün insanlar kör olursa yaşam nasıl sürdürülür? Yaşam yaşanılacak bir halde mi olur? İnsanların davranış şekilleri nasıl biçimlenir? Tepkileri nasıl olur? Ülke bu durumda nasıl bir yöntem izler? Veya insanların acımasızlığı daha ne kadar gün yüzüne çıkabilir?Bu salgın sonucunda insanlığa ne olur? Bunun gibi birçok sorunun yanıtını bu kitabı okuyarak edinebiliriz. Belki de daha kötü,berbat bir hale bürünecek,ama bu sadece bir ihtimalden ibaret. Konusu sarsıcı olduğu kadar da merak uyandırıcı. Trafikte arabasıyla yolculuk yaparken aniden kör olan bir adamın beraberinde gelen körlük salgını bütün ülkeye,hatta dünyaya yayılır. Yavaş yavaş ama bir o kadar da ürkütücü bir şekilde. Zaman zaman bende birden hiç beklenmedik bir şekilde kör olsam ne tepki verirdim,ne olurdu acaba diye düşündüm açıkçası. Ve empati kurduğumda ne tepki vereceğimi bile kestiremedim. Konusunu es geçersem körlükten sonra insanların,dünyanın hâlini düşünmek ve bunu yazıya dökmek gerçekten de kazanılmış olan nobel ödülünün boşa olmadığının göstergesi. İnsanların kötülüklerini,ürkütücülüğünü gözler önümüze sererken o kadar başarılıydı ki düşününce salgın yaşanırsa en büyük,sarsıcı ihtimal bu gibi geldi bana. Ama kendi fikrimce kitabı çok da küçük yaşlarda okumak iyi bir düşünce değil. Okuduğum,gördüğüm bazı yorumlarda çokça vahşet içerdiğini bu yüzden de kaldırabilecek olanların okuması gerektiğini veya belli yaş sınırının okuyabileceği söyleniyordu. Ben vahşetten pek etkilenen biri olmadığımdan kolay okunur diye düşündüm. Ama kitaptaki vahşet kan ile ilgili değildi kesinlikle. Ağzıma bile almak istemediğim bedensel vahşetler iğrençti. Yazarın burada ne anlatmak istediği belliydi. Ama yinede küçük yaşlarda okunması kesinlikle tavsiye
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
5/10
·160 syf.··
2024 7. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2024 12:23
Huzursuzluk Livaneliden okuduğum ilk eser. Açıkçası beklentimin altında bir eserdi. Sosyal medyada,sosyal hayatımda çok övülen ve sevilen bir yazardı livaneli. Açıkçası bu kadar övülmesinin sebebini merak ediyor ve okumak istiyordum. Ama okuduğum bu kitabı, gerçekten bu kitapları mı övüyorlarmış dediğim bir eser oldu. Bu kadar sevilmesini anlayamadım açıkçası. Yada sorun bendedir diye de düşünmedim değil. Kitabı okurken birşeyler oturmadı bende. Hep birşeyler eksik kaldı. Öncelikle yazarın kendine özgü bir yazım dili vardı. Okurken akıcıydı fakat anlatımında hep birşeyler eksikti. Ne eksikti onu bile çözemedim tam olarak. Konusu bakımından hassas bir konu ve bence bu konu üzerinden daha derin bir şekilde yazabileceğini düşünüyorum. Ayrıca uygulama üzerinden de yorumlara baktım ve beğenilenler sayısı oldukça fazla. Belki de yanlış bir zamanda okudum,bilemiyorum. Fakat yine de hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Bu kadar beğeni karşısında daha iyi bir kitap beklerdim. Ve bana kalırsa belli başlı mantık hataları veya olay örgüsünü tam oturtmama sorunu var gibiydi. Dediğim gibi bariz bir şekilde birşeyler oturmamıştı. Olay örgüsü sanki bir anda yazılmış üzerine hiç düşünülmemiş gibiydi. Kitabın konusundan bahsedersek de Işid zulmünü misliyle yaşamış olan ezidi kız Meleknaz ile mardinli hüseyinin başından geçen olayları konu alıyordu. Konu bakımından farklı ve bilinçlendirici bir konu üzerinde durulsa da daha iyi anlatılabileceğini düşünüyorum. Doğruyu söylemek gerekirse bilgilendirici bir konu olduğunu da düşünüyorum. Fakat ana karakterlerimizin hüseyin ve meleknaz olmasına karşın kitabın büyük bir kısmı gazeteci ibrahim tarafından geçiyor. Bu durumda da hüseyin karakteri oldukça pasif kalmış durumda. Eğer durum böyleyse diğer bir ana karakter zilan da
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2024 11:18
Altıncı Koğuş 1892'de yayınlanan bu kısa öykü İvan Dmitriç ile Andrey Yefimıç arasında geçen felsefi tartışmayı konu alır. İvan Dmitriç deli hastanesinde varlığını sürdüren bir hastadır. Fakat geçmişte de eğitimli olması sebebiyle bir 'deliye' yaraşmayacak şekilde felsefik düşüncelere sahiptir. Bu düşüncelere ilgisi yönelen doktor Andrey Yefimıç düzenli olarak İvan Dmitriç'i ziyarete gidip,sohbet etmeye başlar. İvan Dmitriç her ne kadar yapılan bu işkenceye,adaletsizliğe tepki verse de doktor bunu felsefik gördüğü düşüncelerle karşı çıkar. Fakat sonradan yaşadığı bir takım şeyler yüzünden kendisinin 'felsefik' olarak gördüğü düşüncelerini gözden geçirir. İvan Dmitriç hayatı boyunca acılara göğüs germeye çabalamış bir insan olmasına karşın doktor Andrey Yefimıç ise hiçbir zaman büyük acılarla karşı karşıya gelmemiş birisidir. Bu yüzdendir ki acı kavramını gelip geçici,kendi düşünceleriyle şekillendirmiş olmak üzere, felsefik olarak görür. Bunu sonuna kadar inkar eden ise acıyla yoğrulmuş olan İvan Dmitriçtir. Bu karakterlerin düşünce çatışmasını bize en iyi şekilde gösteren Çehov bize muhteşem bir eser vaat etmiştir. Gerek doktora gerekse Dmitriçe katıldığımız bu felsefik düşünceler bizleri bunları düşünmeye iten birer etkendir. Acı kavramı Andrey Yefimıçe göre bir yanılgıdan ibaret gelip geçici olarak görmesi sadece boş bir felsefedir İvan Dmitriçe göre. Bunu her satırında anlamlı düşüncelerle şekillendiriyor yazar. Gerçekten okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum. Altıncı koğuş sadece deli kavramına karşılık gelen insanların yaşamını sürdürdüğü bir koğuş değildir aslında. Bu kitaba bir şans vererek düşünce çatışmalarını,toplumun yapmış olduğu adaletsizliği,insanların kalıplaşmış olarak düşündüğü içsel düşüncelerini okuyabilirsiniz. Gerçekten etkileyici bir
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
7/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 13:06
İvan İlyiç'in ölümü Edebiyatımızın en önemli yazarlarından olan Tolstoydan bir eser İvan İlyiç'in ölümü. Kitap adından da anlaşılacağı üzere bir adamın ölümünü ele alıyor. Ve bu ölümü karakterin ruhsal çelişkilerini,bedensel acılarını en iyi şekilde anlatarak şekillendirmiş. İvan İlyiç hayatı boyunca en iyi şekilde yaşamak için çırpınan,düzenler yapan birisidir. Ama ne kadar iyi,konforlu bir yaşam sürdürdüğü ölüm döşeğinde sıkça aklına gelip,onu düşündürür. Karakterin ölüme olan bakış açısı,yaşam ile ilgili düşünceleri,aile bağları ve daha birçok şeyi çok iyi bir şekilde okuyoruz. Etkileyici bir anlatıma ve düşüncelere sahip olan bu kitap bize ölümün kıyısında olan bu karakterin çelişkilerini çok iyi okutturuyor. Bu karakter;bazen umutsuzluk içinde ölmek istiyor,bazen de iyileşeceğine inanıyor fakat her türlü bunun ölümle biteceğini biliyordu. Karakterin bu çelişkileri onu içten içe bitiriyor fakat buna bir çözüm bulamıyordu. Gerçekten de etkileyici bir kitaptı. Duyguların karmaşası, ruhsal karmaşa,fiziksel acı güdüsü etkileyici bir dille anlatan Tolstoy şahane bir eser daha sunmuş bizlere. Ve yalın ve etkileyici bir dili vardı. Yazarının Tolstoy olması bile bu kitaba bir şans vermenize sebebiyet verir bence. Kitabı okumanızı tavsiye ederim. İyi günler diliyorum!
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2024 12:54
Otomatik Portakal Nedenini bilmesem de hep gözümü korkutuyordu bu kitap. Ama yine büyük yanılmışım. Öncelikle kitap beklemediğim bir şekilde inanılmaz akıcı geldi. Elimde olsa bir oturuşta bitirebilirdim. Fakat gün içinde kısım kısım okuduğumdan biraz daha geç bitti. Sosyal medyada özellikle rastladığım bir kitaptı. Çok merak ediyordum kitabı. Ve kitabı beğenenler olduğu kadar da beğenmeyenler de vardı. Beğenmeyenler tahminimce kitabın ana karakteri olan, şiddet yanlısı Alex sebebiyle sevmemişlerdir. Veya çok kan,vahşet içeriğiyle. Fakat bu olağan ki Alex karakteri kasıtlı olarak şiddet uygulayan,kötü biri olarak yazılmıştır. Çünkü kitap şiddetin kötü olmasıyla,şiddetin nelere sebep olabileceğini göstermek amacıyla,iyilik ve kötülüğün ayırt edebilmesi sebebiyle ana temaya konmuştur. Şiddetin olağan sonuçlarını anlatmak için de böyle bir ana karakter yaratılması gerekiyordu. Burgess'in dediği gibi " Şiddet şiddeti doğurur." cümlesi kitapta çok iyi anlatılmış. İyilik ve kötülük nedir? Bu kavramların barındırdığı davranış türleri nelerdir? Kötü bir insana iyilik zorla dayatılabilinirse ne olur? Dayatılır mı? Kötü insan nedir? Şiddetin sonuçları neler olabilir? İnsan bir makine haline getirilip, iyiliği seçme zorunluluğuna getirilirse tamamen 'iyi' insan konumuna gelir mi? İyi bir insan olabilmek için bizlere dayatılan iyilik davranışlarını uygulamak zorunda mıyızdır? Başka bir deyişle iyi insan davranışları ne kadar iyi insan davranışıdır? İnsan özgürce iyi olmayı seçmezse Tanrı yerindeki değeri nedir? Ve daha bir çok sorunun cevabı niteliğindedir bu kitap. Yanlış hatırlamıyorsam ilk kez başkarakteri kötü olan bir kitap okudum. Ve gerçekten de Alexten her zerremle nefret ettim. Ama en çok da bu karakterin gerçek hayatımızda da var olmasından. Şiddet
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma