Kur'an okuyan ses susmuştu.Adam,sobanın çevresinde sıralanıp sahur yemeğini bölüşen arkadaşlarının arasına katılmış olmalıydı.Yalnızca Tanrı ya inanması onların arasına katılmasına yetmiyordu Selime nin.Tanrı nın varlığı hiçbir şeyi bütünlemiyordu ki...Güçsüzdü Tanrı! O da tıpkı Rahmi gibi Selime nın hayatına hiç karışmadan,onu iki oğlan çocuğu Büyük Mısırlı Han ın yaşama sevincini solduran tozlu lambaları,pis kokuları,trikoları teslim alırken......kendi haline bırakıyor,uzaklarda kendi varlığını sürdürüyordu.
Fyodor Dostoyevski,Tanrı tarafından gözden çıkarılan insanları benzersiz biçimde betimlemiştir.Tanrı yı yaratan insanların o Tanrı tarafından gözden çıkarılması denen korkunç bir paradoksta,o,insan varlığına saygı göstermiştir.
Dışarıdan bakınca,soluklarından cama vuran buğuyla yüzleri bulanıklaşmış iki kız çocuğu asla yan yana gelemeyecek iki güzel sözcük gibi kendi anlamını arayan devrik bir cümle yaratmıştı.