Ufak adımları sıklaşır: yarın her şey değişecek, yarın. Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de, bütün öteki günler de. Bu çaresiz buluş ezer onu. İşte böyle düşünce öldürür insanı. Bunlara katlanamadığından öldürür insan kendini ya da, gençse, türnceler yapar bunlarla.
Yeni devlet kurmak, yeni devletler yaratmak? Bu ilk bakışta bir hayaldir. Ama hayal olduğu kadar bir gelenektir de.
Türk tarihi, doğudan batıya kadar, eski dünyanın en önemli
uygarlık alanlarında, ilk insan kümeleşmelerinden beri, tahtlar
kurmak, tahtlar kaybetmekle gelişmiştir. Türk devletinin tarihinde eski asaletierin damgaları yoktur. Her devlet kurucusu,
daha önce bir adsızdır. Her tahtını kaybeden hanedan da, aradan daha bir kuşak geçmeden, insanların hatırasından silinir.
Halk içinde kaybolur.