“Seçkin bir psikanalistin dediği gibi” der Sartre, “ben de üst benlik yoktur.” Babasını çok küçük yaşta kaybettiğinden, ailenin ilgi odağı, şımarık ve özgür çocuğu olarak büyür. Dedesinin kitapları arasında büyür, okumayı yazmayı keşfeder. Liseye iyi puanla girer. Babasını erken yaşta kaybetmesi kendisine tamamlanmamış bir Oidipus Kompleksi bağışlar. Annesine düşkünlüğü zamanla kadınlara düşkünlüğüne dönüşür. Beauvoir, Dolares, Arlette, Olga ve dahası. Hayatında hep kadınlar ve yazmak olur. Roman, tiyatro oyunları, felsefik eserler… Yazmak, Sartre için varolmaktır.
Satre’ın hayatını iyi anlamak için Sözcükler’e ek olarak, Annie Cohen Solal’ın Jean Paul Sartre biyografisini ve Claudine Monteil’in Özgürlük Aşıkları kitabının da okunmasını tavsiye ederim.