Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Algılayan aldanma olanağının bilincini taşır; çünkü ilke olan evrensellikte başkalığın kendisi onun için dolaysızca bulunur, ama olmayan bir şey olarak, ortadan kaldırılmış bir şey olarak."
[G.W.F. Hegel, Tinin Görüngübilimi, s. 54]
akıllı insanlar mutluluğun sağlığa benzediğini çok önceden fark etmiştir: mutluyken fark etmezsiniz; ama yıllar geçtikçe, geçmişte kalan mutluluğunuza ilişkin anılar, ah, anılar!..
önümde bir kitap var, morfin yoksunluğundan bahsediyor: “...muazzam bir huzursuzluk, endişeli hüzün hali, asabiyet, hafızada zayıflama, zaman zaman halüsinasyon görme ve küçük ölçekte bilinç kaybı...”
hiç halüsinasyon görmedim ama diğerleri hususunda şöyle diyebilirim: ne kadar donuk, beylik, anlamsız, hiçbir şey söylemeyen ifadeler bunlar! “hüzün hali!..” hayır, ben bizzat bu korkunç hastalıktan mustarip biri olarak doktorlara hastalarına karşı şefkatli davranmalarını salık veririm. bir iki saat morfinden yoksun kalırsa hüzün hali değil, ölüm yavaş yavaş eline geçiriyor morfin bağımlısını. nefes alamıyor, yutkunamıyor... vücudunda morfine susamadık tek bir hücre kalmıyor. neden mi? nedenini tayin etmek de açıklamak da mümkün değil. kısacası kişi yok oluyor. iptal oluyor. kımıldayan, kıvranan, acı çekense cenazesi... hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey düşünemiyor morfinden başka. sadece morfin! susuzluktan ölmek morfine susayarak ölmekle karşılaştırılınca cennetten inme, kutsal bir ölüm gibi... bu diri diri gömülüp de, tabutunun içinde kalan son hava zerreciklerini yakalamak istercesine göğsünü tırmalamak gibi veya yakılan bir kâfirin alevin dilleri bacaklarını ilk yaladığında inlemesi, debelenmesi gibi bir his olsa gerek. kansız, yavaş bir ölüm...
işte profesörün yazdığı o “hüzün hali” lafının altında yatanlar bunlar."