evet, tabiatından ya da bahtından gelen
bir tek kusurla damgalandı mı insan
başka değerleriyle bir melek olsa,
bir insanın olabileceği kadar büyük olsa,
yalnız o kusurundan ötürü
düşer insanların gözünden.
bir damla kötülük en soylu varlığı
lekeler ve yıkar bile bazen.”
İktidarı daha etkili kılan şey, baskı değil alışkanlığın otomatizmidir/ritüelliğidir. Mutlak bir iktidar, asla görünmeyen, asla kendine refere etmeyen, daha çok doğal olanla, söylemeye gerek kalmadan tamamen kaynaşmış olan iktidardır. İktidar, kendi görünmezliğinde parlar. (s.52)
ruhun besleyici toprağı, doğal yaşamdır. gidişini göze almayan kimse askıda kalır, donar. olgunluk çağındaki çoğu kimsenin katılaşması bundan ileri gelir; arkaya bakarlar ve kalplerinde gizli bir ölüm kaygısı, geçmişe takılı kalırlar. hiç olmazsa psikolojik olarak, şimdi ile, herhangi bir canlı ile ilişki kurmadan, gençlik zamanlarını yoğun olarak düşünerek, yaşamın sürecinden kaçarlar. ömrün ortasından sonra, ancak yaşamla birlikte ölmek isteyen kişi canlı kalır. çünkü parabolün döndüğü ve ölümün doğuşunun yer alması, ömrün ortasının esrarlı saatinde olur. ikinci yarısında yaşam bir yokuş, bir açılış, bir çoğalış, bir taşış değildir; ölmüştür, çünkü amacı sonu demektir. kişinin yaşamının en yüksek noktasına erişmemesini istememesiyle, yaşamının sonunu istememesi aynı şeydir. ikisi de yaşamak istememek demektir. oluşla yitiş aynı eğriyi oluşturur....''