Marcel Proust, 'Okuma Üzerine' adlı kitabında, bazı okumaların ardından gelen coşkunun, kişinin kendi çalışmaları üzerine oldukça yararlı bir etkide bulunduğundan bahseder. Bu yüzden bazı yazarlar, yazmaya başlamadan önce birkaç sayfa kitap okurlarmış o coşkuyu yakalamak için. Örneğin Ralph Waldo Emerson, çoğu zaman Platon’dan birkaç sayfa okumadan yazmaya başlamazmış. Dante ise Vergilius’un şiirlerinden. Bu düşünceyi içselleştirmemek olanaksız. Zira ben de bir yazının başına ciddiyetle oturabilmek için sevdiklerimin (Schopenhauer, Montaigne, Proust) yazdıklarına biraz göz atarım ve her zaman işe yarar. Bu sabah da Proust’a göz atıyordum ve daha önce altını çizdiğim bir cümleyi, cümleye yakışır bir platformda paylaşmak istedim:
“Kitap zevki zekâ ile birlikte artıyorsa, görüldüğü gibi bu zevkin tehlikeleri de zekâyla birlikte azalır. Özgün zekâ, okumayı kendi kişisel işleyişine bağlı kılmayı bilir. Okuma, onun için eğlencelerin en soylusundan, özellikle en soylulaştırıcısından başka şey değildir, çünkü sadece okuma ve bilme yoluyla zihin 'en görgülü hali'ne kavuşur. Duyarlığımızın ve zekâmızın gücünü ancak kendi içimizde, ruhsal yaşamımızın derinliklerinde geliştirebiliriz.”