Kız için bütün günler aynıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar.
Papaz okulunda olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
"Peki dünyanın en büyük yalanı ne?" diye sordu delikanlı şaşkınlık içinde.
"Ne mi? Hayatımızın belli bir anında, yaşamımızın denetimini elimizden kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın denetimi yazgının eline geçer. Dünyanın en büyük yalanı budur."
"Benim için böyle olmadı," dedi delikanlı. "Rahip olmamı istiyorlardı, ben kendim çoban oldum."
...Doğru:aydınlardan başka hiç bir kalabalık kendi hakkında yazılan eserleri okuyacak sabrı gösteremez. Aman bizi de ne güzel anlatmış,ne kadar da böyleyiz,demezler herhalde. Derler efendimiz derler. Demesinler o halde Orlic. Insanları artık olması gerektiği gibi düşünmek istiyorum...