Sen dünya mülkündesin, öyle! ben sabahı ettim içimde sızlayan bir şeyle. Sen beni yandın, beni yandın sandın, böyle. Sen yanmak gör, ben kendimi kül ettim Sen bu alçaklıkta dur, ben otlara gittim..
”Peki, insanlar nerde?” dedi küçük prens. ” İnsan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.’’ ‘’İnsanların içinde de öyle hissedersin’’ dedi yılan. ”Arada pek fark yoktur.”
Her aşk insana bir şeyler katar veya eksiltir. Hiç kimse o aşkı yaşamadan önceki insan olarak kalmaz. Buna olumlu şeyler de dahildir, olumsuzlar da… Bazı ilişkiler insanı yıpratır, eksiltir, çok şey alıp götürür. Bazıları ise bir hayat katar, insan sevdiğinden çok şey öğrenebilir, onunla birlikte yeniden büyüyebilir. Asıl mesele ise, bir ilişki bittikten sonra siz aynı kişiyseniz o aşk, aşk değildir. Sadece birlikte geçirilmiş bir zaman kaybıdır.
Yalnızlık daha güzel tasvir edilemezdi sanırım. Hepimiz yalnız geliyoruz dünyaya. İçimizden şanslı olanlar aşık oluyor, aşklarına karşılık buluyor ve çoğalıyorlar, kısacası mutlu geçiriyorlar dünya denen bu alemi. Bazılarımız ise koskoca dünyada, onca insan arasında kendi ruh eşimizi bulamıyoruz. Hepsinin arasından sıyrılarak, geldiğimiz gibi geri gidiyoruz.
Merhamet ne güzel şeydir değil mi? En çirkin insanı güzel, en yoksulunu zengin eder. Allah tüm canlıların kalbine merhamet tohumlarını ekmiştir. Önemli olan hangimizin bu tohumları büyüttüğü, hangimizin su bile vermeden kurumasını izlemesidir.