"Gerçek, çok ender toprağa gömülür, utanma acı ya da kayıtsızlık perdelerinin arkasına sinmiştir sadece; öte yandan sizin de bu perdeleri aralamayı tutkuyla istemeniz gerekir."
"...Henüz ölmemişsen yaşamana bakacaksın, çünkü yarın bir de bakmışsın ki ölüp gitmişsin! Tıpkı benim daha bir gün önce ölümle burun buruna geldiğim gibi! İnsan yaşamı dediğin şey, sonsuzlukla karşılaştırılınca bir saniyecikse ancak, acı çekmeye değer mi hiç!"
"Adam sen de! Hiçbir gün varlık istediğimiz gibi olmayacak. Hayır! Mefkûre daima bir kuruntudur ve tekâmüle susamış hayalcilerin bir serabıdır. Kavuşulmuş bir mefkûre varsa, bu, mutlaka mefkûrenin bayağı bir taklididir."
Öte yandan, nice istesem de, bir başka hayatın ve Tanrı'nın yokluğu benim için tasavvur edilemez bir şey. Herhalde bunların hepsi var, ancak biz o başka hayattan da, onun yasalarından da bir şey anlamıyoruz. Ama madem bu anlaşılması böylesine zor, hatta bütünüyle anlaşılması olanaksız bir şey bu, özünü kavrayamadığım, kavrayabilme gücünde de olmadığım bir şeyden dolayı nasıl sorumlu tutulurum?