Merve MOĞUL

Merve MOĞUL
@Mrveee_e
"Şüphesiz ki tevhidin delile ihtiyacı yoktur çünkü o fıtratlarda yerleşmiş bir gerçektir."
Yaş aldıkça çok insan biriktirmenin doğru bir şey olmadığını anlayacaksınız. Siz istemeseniz de yalnızlaşacak, kendinizle baş başa kalacaksınız. Tek başına da kalabalık olmayı öğreneceksiniz. Çünkü münferit hayatlarla kurulu bir yer burası. Burada, kendine yaslanan daima ayakta kalır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Davalar, daima kendilerini fedâ etmesini bilen insanların omuzlarında yükselmiş, onların akıttıkları kanlarla gerçekleşmiştir. Fedâisi bulunmayan hangi harekete dava diyebiliriz ki? Dava, kendisine fedâ olunan ideâldir. Ne varki davanın meşruiyeti, kişisel arzu ve isteklere bağlı olmaktan değil, ilâhî olmaktan kaynaklanmalıdır. Yoksa her önüne gelen bir dava uydurarak ve de paralarla bazı insanları satın alarak fedâi bulabilir. O hâlde bile bile ölüme gitme, sadece Allah için, yâni O'nun koyduğu kanunlar için olmak gerekir. Değilse, insanların oluşturdukları davalar göreceli, yâni izafi olacaklarından, insanlar yekdiğerinin haklarını çiğneyebilirler ve de çiğniyorlar. Zaten dünyamızın çeşitli yörelerinde milyonlarca insanın kanının akmasına sebebiyet veren âmiller, bu uyduruk, sömürücülerin menfaatları üzerine bina edilmiş beşeri dava (!)lar değil midir?
Günümüzde en çok sömürülen kavramlarımızdan bir tanesi de şehadet'tir. Nitekim her öldürülene şehid denmeye başlandı: Uçaktan düşüp ölene şehit, sarhoş sarhoş suda boğulana şehit, İslâm'la mücadele edip vurulan şehit... Bilmem hangi faşistin ya da komünistin, yahüd kapitalistin uydurduğu ülküler ve ilkeler uğruna öldürülen şehit... Oysa ki şehitlik, sadece Allah'ın emirlerinin tahakkuku için verilen mücadelede öldürülmektir. Allah'la mücadele eden, onun ahkâmını yeryüzünden kaldırmaya çalışanlar için şehitlik diye bir şey yoktur... Ölüm şekli ne olursa olsun!.. Şehitlik, sadece Allah'a inanıp, O'nun yolunda öldürülenler içindir!
...Kafasında ve gönlünde ilâhlaştırdığı onlarca, belki yüzlerce değere karşı "la" isyanıyla çıkmasını bilmeyen bir insan, nasıl illâ inkılabıyla tevhid'i gerçekleştirebilsin? Karşı çıkmasını bilmeyen pısırık ruhlar, hiç bir zaman, ama hiç bir zaman imân'ın hürriyet şerbetinden içemezler. Köle ruhlardırlar bunlar... İstedikleri kadar iri ve adaleli vücutlarda barınsınlar, onlar köledirler... Onların köleleştirilmiş olan dilleri, "hayır!" demeye muktedir değildir artık... Güdülen ve insan vasfını yitirmiş "bel hum adall'lardır onlar... Ellerinden hakları alınır, ağlamaya bile korkarlar, enselerine binilir, "ben hayvan değilim!" demesini dahi beceremezler. Çünkü onlar, şahsiyetlerini yitirmiş, hayatları boyunca, "evet", "baş üstüne!", "emredersiniz" demiş; lügâtlarında, "la" (hayır!) olmayan zavallılardır. İşte bunun içindir ki, dilinde "la"sı olmayanın, "illa" ile gerçekleştirilecek bir inkılabı yoktur. Dünyanın çeşitli yerlerinde ezilen, öldürülen, katliamlara tabi tutulan mustad'aflann haklarını savunmayan veya hiç olmazsa, bu cinayetleri işleyen emperyalist devletlere karşı içinde nefret duymayanlar ne "la", ne de "illallah" diyebilirler!..

Merve MOĞUL

, bir kitap okudu
Puan vermedi·83 syf.·
4 saatte okudu
·
2025 17. kitabı
Stefan Zweig
8.1/10 · 279,2bin okunma