Merve

9/10
·517 syf.·
2025 3. kitabı
*spoiler içerir Martin Eden’i okurken kendimi hem çok yakın hem de çok uzak hissettim. Onun bireyselliği, kendi emeğiyle bir şeyler başarma arzusu ve düşünsel yolculuğu beni etkiledi. Özellikle Ruth tarafından reddedildikten sonra takıntılı davranmaması, onurunu koruyarak geri çekilmesi bana çok insani ve değerli geldi. Çünkü aşkı sadece bir tutkudan değil, aynı zamanda bir ahlaktan ve insan onurundan da ibaretti. Kitap boyunca beni en çok düşündüren şey, Martin’in kalbiyle zihnini birleştirememiş olması. Kalbi ayrı, zihni ayrı yönlere çekti ve sonunda ikisinin çatışması onu yordu. Oysa içinde taşıdığı üretkenliğini, bir sahil kasabasına çekilip insanlardan uzak bir şekilde de yaşayabilirdi. Yalnızlık onun için bir hapishane değil, belki de üretimin kaynağı olabilirdi. İntiharı ise bana bireyciliğin yenilgisi gibi göründü. Çünkü birey olmayı, özgünlüğünü korumayı bu kadar önemseyen biri, sonunda kendi içinde bir çıkış yolu bulamadı. Belki de asıl mesele bireyselliği toplumdan bütünüyle koparak değil, hem kendine hem de başkalarına dokunarak yaşayabilmekti. Martin Eden bana, başarı, aşk, onur ve yalnızlık kavramlarını bambaşka bir yerden gösterdi. Zaten Jack London’ı, karakter derinliği, anlatım biçimi ve akıcılığı nedeniyle seviyorum. Ve Martin Eden'la da yeniden böyle bir yolculuğa çıkmak keyifliydi. Martin Eden okunmaya değer bir kitap...
Duygu ve Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Reklam
"Peki ama kendini bütün müzik uzmanlarından üstün görmüş olmuyor musun böyle?" diye karşı çıktı kız. "Hayır, hayır, tek bir an bile. Ben sadece birey olarak hakkımı savunuyorum. Ben sadece Madam Tetralani'nin fil gibi hoplamalarıyla orkestradan aldiğım zevki kaçırması konusunda düşündüklerimi sana anlatmaya çalışıyorum. Dünyanın tüm müzik uzmanları istedikleri kadar haklı olsun. Ben yine de kendi hazlarımı insanoğlunun ittifakla verdiği hükümlerden önemsiz görmeyeceğim. Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim."
Alıntı
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah
Puan vermedi
"Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’ı okuduğum dönemde, kitapla ruh hâlim arasında derin bir uyum vardı. Yüzeyde hayat karmakarışıktı ve ben de tıpkı Nautilus gibi derinlere inmeye ihtiyaç duyuyordum. Kaptan Nemo’nun Neatilus'u, ‘yüzeyde fırtına varken derinlerde nefes almak’ hissini yaşattı. Karanlık sularda bile bir düzen kurma çabası bana tanıdık geldi. Jules Verne sadece bir macera değil, güçlü bir içsel yolculuk da sunmuş. Bu yüzden Denizler Altında Yirmi Bin Fersah benim için hikayenin ötesinde hissettiğim bir deneyime dönüştü."
Duygu ve Düşünce
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 1. CiltJules Verne · İthaki Yayınları · 201116,3bin okunma
"Önyargılarla dolu inançlarımıza bağlı kalmak noktasında çok inatçıyız ve üstelik ne kadar saçma olsa da aldığımız her kararı kendimize makul hale getirecek rasyonel sebepler üretmek noktasında da çok yetenekliyiz. İşte böyle bir yanlılık ve inatçılığın üzerine başarıya dair her yerde sürekli karşımıza çıkan benzer hikâyeler de eklenince, hayata ve başarıya ilişkin oluşturduğumuz inancın ne kadar da zehirli olduğu anlaşılabilir diye umuyorum. Üstelik bu zehrin etkilerinden bizi kurtarabilecek herhangi bir panzehir de etrafta pek bulunmuyor. Onun yerine, ne yazık ki etrafımız sürekli "kendine inan", "çok çalış" ve "başar" motivasyonları ile dolu vaziyette. Oysa standart tanımlanmş başarılara ulaşma olasılğımız sandığımızdan çok daha küçük, üstelik bașaracağımız şeyin ne olduğu ve hatta gerçekten isteyip istemedigimize ilişkin de pek bir düşüncemiz yok. Sürekli aynı yalanlarla bezeli bir dünyada yaşarken arabalara havlayan köpeklere dönüşüyoruz. Başarıya ulaştığımız anda ne yapacağımıza dair pek bir fikrimiz yok, sadece her geçen arabaya havlıyoruz ve bunu yapmamızın temel nedeni etrafımızdaki diğer köpeklerin de arabalara havlamasından ibaret."
"Başarısızlıklarımızdan muazzam dersler çıkarma şansımız olsa da bunu görmezden gelmeyi tercih etmeye meyilliyiz. Daha da fenası, başarısızlıktan ölesiye korkuyoruz. Hepimiz başarısızlıklardan kaçınmaya, onun yerine başarıdan ders çıkarmaya meraklıyız. Üstelik ders çıkarmaya pek meraklı olduğumuz başarı hikâyelerinin neredeyse hepsi gerçeklikten kopuklar."