Günüm seninle başlasın istemiştim
Çok değil ki...
Bir içten gülüşünle ışısın gecem
Uzun suskunlukların dilsiziydim
Sesin aksın istemiştim dupduru
Dağ suları gibi serin
Yüreğimin ölü topraklarına.
Kirpiklerin gölgelesin yüzümü
Gözlerin ömrümün göğü olsun
Demiştim, çok değil ki.
Sürekli bir gerginliği yaşıyoruz hepimiz Bütün umutlarımız acılara ayarlı
Taşkın sularımızda baskı bentleri
Bir çağlayan sesine dönmüyor sevincimiz Dönüp dönüp sürekli kendimizi yıkıyoruz
Yaşamın cilvelerindendir çoğu kez zekâ ile kurnazlığı ayıramamak.
Basit edinimleri kazanç zanneder çoğu kez bahtsız kurnaz. Kurnazlığı akıllı davranmak, kendini de akıllı zannettiğinden kurnaz, elde ettiğiyle elden kaçırdığının farkına varamaz.
Koparabildiğine odaklandığından olabilecek olana başını kaldırıp bakamaz. Zira başka olasılıkların şuurundan uzaktır.
Ağaçtan bir yaprak koparmayı marifet sayar da ağaçta daha nice yapraklar olduğunu, yaprağın ağaçta faydalı olduğunu, hatta ağacın altında gölgelenmeyi düşünemez. Samimi görünüp karşı taraftan birkaç söz kapabilmeyi başarı sayar dedikodu yapabilmek için, karşınındakinin on yıllarca sürecek dostluk çabasının fark etmeden, edemeden. Gözlerden ilerisini göremediğinden gözlerden kalbe inen yolu idrak edemez sevgi nasipsizi.