Ateşi ve ihaneti gördük.
Ruhumuz fırtınalı, etimiz mütehammil. Sevgisiz ve ihtirassız çıplak devler değil
inanılmaz zaafları, korkunç kuvvetleriyle,
silahları ve beygirleriyle insanlardı dayanan.
Beygirler çirkindiler,
bakımsızdılar,
hasta bir fundalıktan yüksek değillerdi.
Fakat bozkırda kişneyip köpürmeden
sabırlı ve doludizgin koşmasını biliyorlardı.
İnsanlar uzun asker kaputluydu,
yalnayaktı insanlar.
İnsanların başında kalpak,
yüreklerinde keder,
yüreklerinde müthiş bir ümit vardı.
İnsanlar devrilmişti, kedersiz ve ümitsizdiler.
Şark
üstünde çıplak
esirlerin aç geberdiği toprak!Şarklıdan başka herkesin
orta malı olan memleket!
Açlığın kıtlıktan öldüğü diyar!
Ağzına kadar
buğdayla dolu ambar!
Avrupa'nın ambarı!
"Sıradan olmamak gerek" desem size, çoğunuz benimle aynı fikirde olursunuz. "Sıradan olmamak lazım" argümanını onaylayan insanlarla birlikte sıradanlaşmak pahasına bunu yaptığınızı bile fark etmezsiniz çoğu zaman... Sıra dışı olmanın gerekli bir şey olduğu algısı,en "sıradan" algı tiplerinden biridir. Neden? Belki de sıradanlığınzı ddının sadece "farklı olmak" değil, aynı zamanda ve hemen her zaman "başarılı olmak" gibi algılanmasından dolayıdır.
Zihin kontrolü, komplo teorileri ve bilim kurgu meraklıları için vazgeçilmez ve çekici konulardan bir tanesidir. Örneğin; ünlü "Mançuryalı Aday" adlı filmde, savaştan dönmüş askerlerin beyinlerine yapılan bir operasyonla belli komutlara duyarlı robotlar haline dönüştürülmesi ve bu askerlerin birer suikast silahı olarak kullanılması anlatılır. Gerçekte bu tip zihin kontrol yöntemlerinin -teorik olarak mümkün olmakla birlikte- pratik uygulanabilirliği oldukça sınırlıdır ve kitlesel kontrol için uygun yöntemler değildir.