Müderris İdris

G. Postel'in deyişiyle, “Türkler önce iknâ edilmeli, direnirlerse icbâr edilmeli, karşı çıkarlarsa imhâ edilmelidir.” Bu “iknâ-icbâr-imhâ” süreci tüm acımasızlığıyla sürdürülmektedir. Bu nedenledir ki, 1774 tarihinden bu yana millet olarak yaşadıklarımız gündüzün başına gelse gece olurdu. Çünkü sömürgeci kapitalist gücü kayıtlayan hiçbir dini, ahlâki ilke yoktur. Bu gücü temsil edenler insanlık için akıl ve bilgiye dayalı bir adâleti, kısaca nizâmı öngörmüyorlar; bu nedenle insanlara saadet değil şekâvet veriyorlar; bundan dolayı da savaşçı değiller, şakiler, yani sömürgeciler; eşkiyalık yapıyorlar, yani sömürüyorlar. Çünkü onlar insanı öngörmüyorlar: İnsanı öngörmeyen bir siyasetin ne ilahi ne de beşeri bir ümidi olamaz! İşte bu nedenlerle sömürgeci kapitalist güç temsil ettiği hakikate güvenmediğinden yaşamak için bir düşmana, ötekine ihtiyaç duyar. Başka bir deyişle, insanı dışlayan emperyalizm varolmak için, varlığını sürdürmek için düşmana muhtaçtır; emperyalizmin, kapitalizmin düşmanı ise bizâtıhi insandır.
Reklam
Görüldüğü üzere, hem ilahi bem de beşeri siyasetin amacı insandır; çünkü nizâm-ı âlem insandır. Öyleyse insanı rencide eden hiçbir siyaset, tanımı gereği kalıcı olamaz. Kalıcı siyaset insanı “tebcil eden" siyasettir. İlahi siyasetin, insanı “eşref-i mahlükât” görmesi bu nedenle üzerinde durulması gereken bir noktadır. Öyle ki, beşeri siyaset de ancak ve ancak insanı eşref-i mahlükât görüp buna göre davrandığında ilahi siyaseti taklit etmiş, bu oranda da başarılı olmuş sayılabilir. Kısaca dile getirilirse hem ilahi hem de beşeri siyasetin hedefi insanı yani adâleti gerçekleştirmektir.
Peki, Türk olmaktan nasıl kurtulunur? Yanıtı basit; Türk tarihinden kurtularak! Bu nasıl sağlanır? Bu sorunun da yanıtı kolay; Türk gençliğini Anglo-Amerikan değerlerine —Protestan ahlâkagöre eğitmekle, terbiye etmekle; kısaca demek gerekirse, Türk milletini içerik itibarıyla yapaylaştırarak yani tarihsizleştirerek. Her milletin doğal yeri tarihidir. Bir milletin doğal yerini bulması, o milletin özünün gürleşmesini, özgürleşmesini sağlar. Bu nedenle her millet eğitim ve terbiye sistemini, doğal yerini verecek bir biçimde örgütlemelidir. Aksi takdirde, millet yapay yerde yapaylaşır; bir süre sonra da iç-çatışmaya yuvarlanır. Sonuç, maddi ve manevi/zihni imkânların tükenmesi ile birlikte o milletin de tarih sahnesinden silinmesidir. Unutulmamalıdır ki, tarih yalnızca /bret alınacak değil, aynı zamanda kuvvet alınacak/devşirilecek bir zemindir.

Müderris İdris

, bir kitap okudu
Puan vermedi·184 syf.·
2021 12. kitabı
İhsan Fazlıoğlu
9/10 · 457 okunma