Besame

Besame
@Mucho7
Falan filan cart curt
Hayatın ne kadar hızlı geçtiğini gözlemleyin. Sizden önce ebediyet vardı, siz bu dünyayı terk ettikten sonra da var olmaya devam edecek. Bu açıdan baktığınızda her sey (diğer insanlar, sahip olduklarınız, dertleriniz..) önemini yitirir. Bizler geçici dertleri olan, geçici varlıklarız.
Hayat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Emekçi kendisini değil, bağımsız bir gücü üretir. Bu üretimin başarısı, yani bolluğu, üreticiye mahrumiyet bolluğu olarak geri döner. Üreticinin dünyasına ait bütün zaman ve mekân, yabancılaşmış ürünlerinin birikimiyle birlikte ona yabancı hale gelir.
İnsan ve Toplum
İzleyicinin (kendi bilinçsiz etkinliğinin sonucu olan) seyredilen nesneye yabancılaşması şöyle ifade edilir: İzleyici ne kadar çok seyrederse o kadar az yaşar, kendisini egemen ihtiyaç imajlarında bulmayı ne kadar kabul ederse kendi varoluşunu ve kendi arzularını o kadar az anlar. Gösterinin etkin insan karşısındaki dışsallığı, kendi davranışlarının artık bu insana değil, bu davranışları ona sunan bir başkasına ait olması gerçeğinde ortaya çıkar. İşte bu yüzden izleyici hiçbir yerde...
İnsan ve Toplum
Tecrit üzerine kurulu olan ekonomik sistem, döngüsel bir tecrit üretimi'dir. Tecrit tekniği yaratır ve bunun karşılığında da teknik - süreç tecrit eder. Otomobilden televizyona kadar, gösteri sisteminin seçtiği bütün mallar aynı zamanda "yalnız kalabalıklar"ın tecrit koşullarını sürekli olarak güçlendirmek üzere sistemin kullandığı silahlardır. Gösteri, kendi varsayımlarını her seferinde daha somut olarak yeniden keşfeder.
İnsan ve Toplum
Her mutsuzluk, şu ya da bu türlü bir ayrılığa, bir uyuşmazlığa dayanır; bilinçle bilinçaltı- arasındaki uyum eksikliği benlikte uyuşmazlık oluşturur; kişiyle toplumu birbirine kenetleyen nesnel ilginin ve bağların bulunmadığı durumlarda bu ikisi arasında uyuşmazlık baş gösterir. Mutlu insan, bu birleşme başarısızlıklarının ikisinden de acı çekmeyen, birliğe ulaşmış insandır, onun benliği, ne kendi içinde birbiriyle uzlaşmaz kısımlara bölünmüş, ne de dünyaya karşı bir sipere gömülmüştür. Böyle bir insan, kendisini evren vatandaşı olarak hisseder, evrenin ve hazların bol bol tadını çıkarır, ölüm düşüncesiyle tedirgin değildir, çünkü kendisini kendinden sonra geleceklerden ayrı saymaz. Böylesine büyük bir içtenlikle hayat ırmağına dalınarak hazların en büyüğüne kavuşulabilir.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Hayat