Kitap okumayı çok seven, okuduğu kitaplar hakkında eleştiri yazan bir mühendis️. Eleştirilerimi okumak isterseniz; instagram/muggleyazar sayfama beklerim :)
“… millet gelip karnınızın üstüne bir sürü çiçek falan koyacak, daha bir sürü zırvalık. Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın? Yani…”
~
"Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."
Çavdar Tarlasında Çocuklar
Kitabın ismi aklınıza oldukça pastoral bir hikaye olduğunu düşündürtebilir fakat kitap ismini bir satırından almakta.
“Her neyse hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta, yetişkin hiç kimse -yani benden başka- ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum. Nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim.”
Hikayemiz bir öğrencinin okuldan atıldıktan sonraki birkaç gününü anlatıyor.
Kitabın ana karakteri Holden Caulfield: 16 yaşında okuldan atılmış, insanlardan pek hoşlanmayan, hayata ve insanlara sitemleri olan isyankar bir ergen. Daha önce de birkaç kez okuldan atılmış olan Holden, yurttaki arkadaşlarıyla tartışıp çıktıktan sonra gece hayatına dalıyor. Alkol almak ve savruk olmak gibi yaptığı hatalar aslında hep kendisine sorun olarak dönüyor.Tanıdığı ve tanıştığı kimseye tahammülü olmayan Holden'ın sevdiği tek kişi kız kardeşi. Peki her şeyi ve herkesi bırakıp çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isteyen Holden kız kardeşini bırakabilecek mi?
Kitabı okurken Holden'ın insanlar üzerinde yaptığı tahlillerin bu kadar doğru olması beni çok etkilediği gibi pervasız ve samimi söylemleri beni çoğu zaman güldürdü.
Eleştirmenleri ikiye ayırmış hatta Avrupa ve Amerika'da uzun yıllar yasaklı ama yine de en çok okunan kitaplardan biri olan bu kitabın yazarı Salinger bize ne anlatmak istemiş olabilir?
Bana kalırsa Salinger; insanların ne kadar mutsuz olduğundan, insanların birbirini dinlememesinden ve bundan kaynaklı iletişim kopukluğunun insanları ne kadar yalnızlaştırdığından bahsetmek
“Hayata dayanamadığımız için espri yapıyoruz.”
~
“Kendi sorunlarını çözemeyen bir kişinin, kusurlarının acısını başkalarına çektirmeye hakkı yoktur.”
~
“Kendini çözemeyen kişi, kendi dışında hiçbir sorunu çözemez.”
“Hayatın koordinatları meselesi beni çok yoruyor.”
~
“Her zaman kendime sorardım: neden noktaların, doğruların eğrilerin -ister düzlem, ister uzay şekiller olsun- koordinatları var da daha mükemmel bir varlık olan insan ve onun ayrılmaz bir cüzü olan hayatın koordinatları yok?”
“Kültür, insanı küçümseyen, insanın ne mal olduğunu bir bakışta anlayan iri kıyım bir şey demekti.”
~
“Fakat, sonradan garson olmuş bir filozof ya da filozof olmuş bir garsona göre, insanlar karışık salataya benzer.”