Arif

Agnostik yaklaşımın ilk başlarda epistemik rasyonaliteyi ahlaki zorunlulukla birlikte düşünme gayreti, tarihsel seyirde ahlaki boyutunu yitirmiş ve “kanıt”ın teknik diline sıkışmıştır. Bu çerçevede agnostik ilkenin “kanıtla ispatlanmadıkça inanma” normu, zaman içinde hem dil felsefesinde doğrulamacı (verificationist) kriterlerle hem de bilimin antirealist yorumlarıyla kesişmiş; bu kesişme, dini inançlara karşı sert bir rasyonalist eleştiri hattını güçlendirmiştir. Bu açıdan, agnostik ilke amaçlamadığı sonuçlara —örneğin yeni ateizmin kullandığı polemikçi söylemlere - istemeden dayanak sağlamıştır. Bu eleştirilerin bir kısmı, doğrudan “agnostiğin yükümlülüğü” meselesine bağlanır. Teist ve ateist, iddialarını savunmak için delil sunmak zorundadır; agnostik ise, çoğunlukla yalnızca delillerin gücünün denk ve muğlak olduğunu söylemekle yetinir. Fakat agnostik de muğlaklık iddiasını gerekçelendirmelidir. “İki tarafın da kanıtları var” demek, tek başına bir gerekçe değildir; bu kanıtların birbirlerini nasıl ve neden dengelediğini, hangi ölçütlere göre belirleyici olamadığını göstermek gerekir. Aksi hâlde “muğlaklık” söylemi, bir varsayım olarak kalır. Bununla birlikte agnostik, muğlaklığın tespitinde kullandığı ölçütlerin, bizzat kendi pozisyonu açısından da uygulanabilir olduğunu göstermelidir, ancak bunu yapamaması muğlaklığı tespit ederken muğlak davrandığını göstermektedir.”
Sayfa 133·Kitabı okudu
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Agnostisizmin dayandığı katı delilciliğin”kendisi de tartışmalıdır. Agnostisizm, “yetersiz kanıtla inanmak yanlıştır” ilkesini epistemik ve ahlaki kılavuz olarak kabul etmeyi gerektirir. Fakat “yetersiz kanıt”tarı tam olarak ne kastedildiği meselesi belirsiz kaldığında, ilke pratikte uygulanamaz hâle gelir. Bir önerme lehine ve aleyhine delillerin birlikte bulunduğu, hatta birbirini dengelediği durumlarda hangi eşik aşılamadığında “yetersizlik” ten söz edileceği açık değildir. Eşiği oldukça yüksek tutmak, kesinlik talebi itirazında söz konusu olan, günlük hayatta makulce kabul ettiğimiz pek çok inancı da dışarıda bırakır. İnsanlara duyduğumuz güven, sınavımızı adil bir şekilde değerlendireceğini düşündüğümüz hocamıza itimadımız, ulusal düzeyde yapılacak bir sınavın kesinlikle belirtildiği tarihte yapılacağına inanmak, enerji kavramının mahiyeti, molekül gibi varlıklara duyulan güven vb. tutumlarımızın gerekçeleri böylesi bir kanıt eşiğini her zaman/çoğu zaman karşılamaz.”
Sayfa 132·Kitabı okudu
1000Kitap
Hz. Hatice (rah) insanların hayalinde girişimci (entrepreneur) bir model iş kadını gibi tasarlanıyor. Günümüzde girişimler genelde bir fikirle iş kurup bir büyük yatırımla işlerini büyüten küçük bir hisseyle yönetici ortak olmaya devam eden (managing partner) kişiler. Mesela öldüğü yıl Steve Jobs'ın Apple'daki hissesi %1'in altındaydı. Reed Hastings, Netflix'in kurucusu ve şuanki yönetim kurulu başkanı, hissesi %1 civarında. Bu adamlar bu şirketlere büyük emek vermişler. Sonra güçlü sermaya sahipleri yatırım yapmış ve çokça kazanmışlar. Çarpıcı örneklerden biri de Çinli BYD. 2008'de Warren Buffett, 230 milyon USD yatırım yapıyor. 2025'te exit yapıyor ve tüm hisselerini satıyor. Büyüyen işlerde kurucular ve yöneticiler bir ömür harcıyor, geceleri gündüzlerine karışıyor, sağlıklarını ve ailelerini kaybediyorlar. Hz. Hatice'yi girişimci bir iş kadınına benzetmek bu genel manada gençleri de girişime teşvik eden acımasız kapitalist yatırıcıların bir propagandası. Parlak zihinler işlere girişiler ve yüzbinlercesi batar. Kaybedenlerin hikayesi olmaz. Çoğuna yatırım da gelmez zaten. Umut vadeden beyinlerin bir kısmına yatırım yapılır. Mudârebe gibi düşünün. Bunların bir kısmı başarılı olur. Başarılı yatırımcı zaten bu işlerin kompetanıdır. Geniş ekiplerle çalışır. Dünyanın her yerinde yatırımları olabilir. Bu işleri sürdürmek ciddi zaman ve emek ister. Karşılaştırmak doğru olmaz ama Hz. Hatice, bugün için en fazla yatırımcı (investor) olarak konumlanabilir. Bir girişimci veya kendi işini kuran bir yönetici (self-employment) değildir. Üstelik Hz. Hatice'yi önererek teşvik ettikleri şey de esasen bir "çalışan" olmak (employee). Bir insan çalışmak zorunda olabilir, çalışır, çalışmaz ayrı konular ama bunlara ulviyet yüklemek gereksiz. Diplomalı da olsanız izin almadan
1000Kitap
Böyle kurulmuş düzeni dünyamızın Ben beklerim sen uyurken Shakespeare, Hamlet (Çev. Sabahattin Eyüboğlu, Remzi, 1974, s. 89, III. Peıde, II. Sahne)
1000Kitap