Arif

son çeyrek yüzyılda yaşanan olayların durmaksızın gösterdiği gibi, insanın insana olan inancı ihanetle yer değiştirdiğin de, ihanet alışkanlık, sonra da kural haline geldiğinde, geriye yalnızca delilik ve yıkım kalır. Özel yaşamın yeminin dışında kurulmaya kalktığı yerde de durum pek farklı değildir. Çünkü gerçekte insani olan, ancak kutsalın bozulmaz iskeletiyle desteklendiği yerde sahici anlamda insanidir: bu dayanak yoksa çözülür ve yok olur;
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dikkate değer bir paradoksla, insan bilim tarafından değil ama bilimin ilkel bir felsefesi tarafından saptırıldıkça, kendisini sonsuz bir zincirin basit bir halkası ya da yalnızca doğal güçlerin bir sonucu olarak görmeye başladıkça, tam da kendi davranışını düzenlemesi gereken yerde kendine .mutlak egemen gibi davranma hakkı tanır. Olmak ve eylemek bakımından kendine özgü hiçbir nitelik tanımayan kuramsal bir maddecilik tarafından ilke olarak aşağılandıkça, uygulamada onda, kendisini uymak zorunda hissedeceği bir insan düzeninin varlığını inkara yönelten bir kibir daha da kabarır. Bu koşullar altında ailenin, görünüşte birbirine karşıt ama gerçekte birleşip birbirini güçlendiren iki iddia sistemi arasında sıkışıp kalması doğaldır. Oysa aile, değerini ve onurunu yalnızca, her türlü nesnel nedenselliğe indirgenemeyen merkezi bir ilişkiye göre kazanır.
1000Kitap
İnsan -beyni kıt bazı biyologlar ne düşünürse düşünsün hiçbir zaman hayvan düzeyinde olmayacaktır: Kendisi olduğu, çağrısına sadık kaldığı yerde sonsuzca yükselir; görevini bilinçli olarak inkar ettiği yerde ise sonsuzca düşer.
1000Kitap
Bu çağın en zeki insanlarından biri, yakın zamana kadar hükümette önemli bir görev üstlenmiş olan biri, savaştan kısa süre önce bana şöyle demişti: "Fransa metafizik bir hastalıktan mustarip; canı sıkılıyor." Bu derin teşhisi hiç unutmadım ve yaşadığımız felaketler ona en trajik doğrulamayı getirdi. Eğlencenin, her ne pahasına olursa olsun eğlenme isteğinin kökeninde bir kaçış vardır ama neyden kaçış? Bu ancak insanın kendisinden kaçışı olabilir. Ben lik şu ikilemle karşı karşıyadır: ya kendini gerçekleştirmek ya da kendinden kaçmak. Kendini gerçekleştirmediği yerde, kendini ancak dayanılmaz, uçsuz bir boşluk olarak deneyimler ve bu boşluktan ne pahasına olursa olsun korunması gerekir.
1000Kitap
Son yüzyıllar boyunca uygarlığımızda insan ile yaşam arasında da benzer türden bir uyuşmazlığın ortaya çıktığı varsayımında bulunmaktan kendimi alamıyorum. Bu, birçok evliliğin sonunda çöktüğü o karanlık, organik uyumsuzluklara benzer. İşte aile, sonunda, kendi canlılığının iki temel dayanağında yara almıştır: sadakat ve umut.
1000Kitap