Ne yazık onlara ki çıkarlarına dokunulmadıkça doğru yola girmezler ve Allahın kendilerine sunacağı nimetleri bilmezler.
Ne yazık onlara ki kalpleri temiz olmadığı için herkesi kötü sanırlar ve günahsıza ve günahkâra bir fark gözetmeden kötülük ederler.
Ne yazık onlara ki duygulu çekingenliği korkaklık, samimiyeti yaltaklanma ve yardımı bir baskı sayarlar.
Ne yazık onlara ki kendilerine açılan saf bir kalbi zaaflarından istifade edilecek, istismar edilecek bir akılsız sayarlar.
Onların, geleceği yaratan insanlar arasında yeri yoktur.
Unutulacaklardır.
"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim , gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."
Gözyaşını kaybeden, gözlerine biber doldursa yeri....
İsrailoğullarından biri Allaha hitap ediyor:
- Yarabbi, ben ne günahlar işledim ve sen bana onların cezasını vermedin!
Allah onun peygamberine vahyediyor:
- Git ona de ki, ben kendisine cezaların en büyüğünü verdim ama, farkında değil...
Ondan gözyaşı ve duayı kaldırdım!
Herkesin kahkahadan hoplayacağı, zıplayacağı sözde saadet şartları içinde, beni bulutlar dolusu gözyaşı nasibine kavuştur, Allahım!
Ağlayabilmek için ille yılanlı kuyuya düşmek mi lâzım?...
Asıl dünyanın en korkunç bir yılanlı kuyu olduğunu anlamak yetmez mi?
Zamanı öldürürken, arada bir <<Gel!>> dediğimiz hâlde gelmeyen fikirle, zaman bizi öldürmeye başlayınca git dediğimiz halde gitmeyen fikir... İşte ruh sıhhati, bunların ikisi arasında olsa gerek... <<Gel!>>denince gelen ve «Git!» denince giden fikirlerin sahibi, Allaha şükretsin!..