Eser, Modern dünya düzeninde kendi değerlerine, inancına ve kültürüne yabancılaşan insanın içine düştüğü varoluşsal bunalımı ve korkuyu anlatır.
Belirli bir zaman ve mekanın olmadığı soyut bir atmosferde geçen oyunda, baskıcı sistemlerin (otoritenin) insanları "korku" yoluyla nasıl sindirdiği, mekanikleştirdiği ve köleleştirdiği gözler önüne serilir. Nuri Pakdil, insanın bu ruhsal hapishaneden ve derin korkudan kurtulabilmesinin tek yolunun; sahte modern prangaları kırarak kendi inançsal köklerine, öz değerlerine dönmesi ve dirilişçi bir bilince ulaşması olduğunu savunur.