Kaan Murat Yanık’tan ilk okuduğum kitaptı. Konusu kurgusu iç içe geçmiş gizemli bir yolculuk gibi. Yazarın çok sade dili olmamakla birlikte okuru da sıkmıyor. Tam anlamıyla dengeyi sağlamış. Fakat yer yer bazı cümleleri okurken “Buna gerek var mıydı acaba?” Diye düşündüğüm zamanlar da oldu. Yusuf’un kendini kaybedip Behzat’ ın bulduğu keyifli bir roman.
İlk başta akıcı bir dili olduğunu söyleyebilirim. İzmir’de şimdiki Şirince’de yaşayan Rumların savaş ve İzmir’in işgali zamanında yaşadıklarını anlatıyor. Tarafsız anlatım diye almıştım ama bir Yunanlı ancak bu kadar tarafsız olabilirdi şaşırmadım. Nadir olsada iyi cümleleri vardı. Ama Atatürk hakkında “İngilizinlerin Fransızların silah yardımı vardı.” gibi gerçek olmayan cümlelerini, kendilerinden böyle bir lider çıkmamış olması düşüncelerine bağlıyorum.
Ayşe Kulin Boşnak halkının acılarını, yaşadıklarınıçok iyi araştırıp romanlaştırmış. Ara ara çok bilgi verip okuyucuyu sıkmış olsada gayet başarılı bir kitaptı.
Yaşar Kemal’in kalemi öyle güzel ve tarifsiz ki.. Bu kadar acıklı ve iç karartıcı hikayeyi bile güzel anlatımıyla adeta okunur hale getiriyor. Hasan’ın iç hesaplaşmasını ve ruh halini adeta yaşamış gibi okudum.
Tarık Tufan’ın okuduğum ilk kitabıydı. Gayet beğendim. Olayların birbiriyle bağlantısı dans eder gibiydi. Karakterlerin birbiriyle ve iç hesaplaşmaları çok iyi işlenmişti. Geçmişle günümüz gayet iyi harmanlanıp okuyucuya bir ziyafet verilmiş gibi hissettim.