Aşık Ozan

Aşık Ozan
@Mukann
Çevrim içi notlar...
Romancı Bir Ebeveyn midir?
Puan vermedi·394 syf.··
2021 10. kitabı
Sosyal medya sayesinde istediğiniz insana ulaşabilmek o kadar kolaylaştı ki! Bazen adını bile bilmenize gerek kalmadan sadece konum bildirilen paylaşımlarla bile bir insanın kim olduğunu öğrenebiliyorsunuz. Peki gerçekten öğrenebiliyor muyuz? Güzel cümlelerle, bin bir filtreden geçmiş fotoğraflarla, hep mutluymuş, zenginmiş, duyarlıymış, hümanistmiş gibi yapılan paylaşımlardan bir insanı tanıyabilmek gerçekten kolay mı? Hepten kötüleyip eski kafalılık yapmak istemiyorum. Ama bu sanal dünyalara kanıp hayatını mahvedenleri hiç mi görmediniz etrafınızda? Modeste ablasının başına gelenlerden dolayı ailesince kısıtlanmış bir genç kız. Bir şairin şiirlerine hayran kalıp mektup yazarak ulaşmaya çalışıyor. Birçok kişiden mektup alan şair ilgilenmese de sekreteri bu mektuplara cevap vermeye başlıyor. Ve mektuplar üzerinden bir aşk başlıyor. Modeste şairle mektuplaştığını sanıyor. Sonra babasının servet sahibi olduğunu öğrenen şair ile bir dük de işin içine karışıyor. Ailesi ve aile dostlarının sayesinde kötü bir tercih yapmaktan korunuyor Modeste. Peki böyle bir yolla yapılacak tercihler ne kadar gerçekçi olacaktır. Balzac bir baba duyarlılığıyla mutlu bir son vermek istemiş. Jane Austen romanları da böyledir. Ne kadar hatalı davranışlar da sergilese kahramanları, onları hep mutluluğa ulaştırır. Ama ne kadar etkileyici veya gerçekçi olabilir ki bu? Sizi sarsmayacak, hataların sonucunu gerçekçi olarak göstermeyecek bir plan yalandan başkası olmuyor maalesef. Bana göre edebiyat hep kötüyü göstermemeli evet ama kötüye giden yolu da son metresinde değiştirmemeli.
Edebiyat
Modeste MignonHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 2017446 okunma
Reklam

Aşık Ozan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·394 syf.··
2021 10. kitabı
Honore de Balzac
8.4/10 · 446 okunma
İki Kadın Bir Taht
Puan vermedi·512 syf.··
2021 9. kitabı
Bir keresinde bir bayan meslektaşıma bazı meslekleri kadınlara uygun görmediğimi söylemiştim. Bu düşüncede olmamın sebebi kadın erkek eşitliğine inanmadığımdan değildi, yaradılış veya evrimsel farklılıktan dolayı böyle düşündüğümü açıklamaya çalışmıştım. Kabul edersiniz ki bu öylesine hassas bir konu ki düşüncelerinize uygun kelime bulamazsınız, bulduğunuzu zannettiğinizde de yanlış anlaşılmanız kesindir. Zaten ben de yanlış anlaşılmıştım. Yalnız söylemek istediğim örneğin bedensel kuvvete dayalı işlere kadınları uygun görmediğimdi. Haberlerde fabrikalardaki ağır işlerde, inşaatlarda çalışan kadınların haberleri yapılarak övüldüğünü görmüşsündür. Ama onları bu işlere muhtaç eden toplum kendisini sorgulamaz nedense. Eşitlemek istediğiniz şeylerin bütün özelliklerini eşitlemelisiniz. En azından verdiğim örneğe göre demek istediğim şu: Bedensel kuvvet olarak kadın ile erkeği eşitleyemeyeceğinize göre şartlarını eşitlemelisiniz. Fikrim bu yöndedir. Mary Stuart doğduğunda İskoçya Kraliçesi olmuştur. Henüz kendini bile bilmezken bir ülkenin sorumluluğu küçücük omuzlarına binmiştir. Biraz daha büyüdüğünde Fransa Kraliçesi de olur. Ancak kocası öldüğünde ülkesine döner ve güç peşinde koşan lordların entrikaları arasında kalır. Kardeşine bile güvenemeyeceği bir ortamda bir kadın olarak seveceği insanların bile başkalarının onayına muhtaç olduğunu anlaması kısa sürmüştür. Ancak o onayı almaması ve kendi bildiğini yapması onun sonunun başlangıcı olacaktır. Sevdiği kişiyle evlenebilmesi için tecavüze uğramış gibi gösterilmesine dahi göz yummuştur. Eser boyunca Mary’nin hayatına tanıklık ederken akrabası da olan İngiltere Kraliçesi 1. Elizabeth ile olan taht mücadelesiyle birlikte Elizabeth’i de tanıma fırsatı buluyoruz. Elizabeth siyaset denen bataklığın kurallarını daha iyi
Edebiyat
Mary StuartStefan Zweig · Can Yayınları · 2019941 okunma
İnsanlık Baki! Ya Aptallık?
Puan vermedi·264 syf.··
2021 8. kitabı
17.yy’da tüm Avrupa’yı etkisi altına alan veba salgınının İngiltere ve özellikle Londra’da izlediği seyri ve insanların başına gelenlerin anlatıldığı bir eser karşımızda. Mısır Piramitleri’nin inşasında çalışan işçilerin barındığı yerde yapılan kazılarda bir tablet bulunmuş. Tablet yaşlı bir kadının vasiyetnamesini içeriyor. Özetle çocuklarının kendisiyle ilgilenmediğini ve malını kendisinin bakımıyla ilgilenen kişiye bıraktığını vasiyet ediyor, yaşlı kadın. Milattan önce 2000 yılından bahsediyoruz. Gidebileceğiniz herhangi bir huzurevindeki yaşlıların probleminden farksız değil mi? Bir arkadaşımın müdür olduğu bir huzurevindeki yaşlılardan aynı şikayetleri dinledim. Demek istediğim insan her zaman insan. Sahip olduğumuz eşyalar, yaşam biçimimiz, çalıştığımız işler değişse de bizi insan yapan özelliklerimiz değişmiyor. Defeo’nun bahsettiği her şeyi aynen Covid salgını sırasında yaşadığımızı görüyoruz. İnsanlar önce önemsemiyor, kendilerini özel olarak görüp kendilerinin hasta olmayacağına inanıyorlar. Sonra herkes felaketin büyüklüğünü anlıyorlar. Yalanlar, hurafeler dolaşıyor etrafta. Yetkililer rakamlarla oynuyor, karantina kurallarına riayet edilmiyor. Zenginler bizde olduğu gibi “sakin ol evimdeyin şamp” modundayken halk hastalıktan kurtulsa açlıktan ölüyor. Benim şahit olduğum şeylerin aynısının 17.yy’da da aynen yaşanması bende ümitsizliğe de sebep olmadı değil. İnsan hep insan ama aptallık da baki mi acaba? Değişmeyecek miyiz? Eşitsizliği, bencilliği, menfaatçiliği yok etmeyecek miyiz?
Edebiyat
Veba Yılı GünlüğüDaniel Defoe · İş Bankası Kültür Yayınları · 20161,096 okunma