Aşık Ozan

Aşık Ozan
@Mukann
Çevrim içi notlar...

Aşık Ozan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·608 syf.··
2022 1. kitabı
Nazan Bekiroğlu
8.6/10 · 3.573 okunma
Reklam
Mutsuzluk İçin Bir Neden,Mutluluk İçin Bin Sebep
Puan vermedi·96 syf.··
2021 13. kitabı
Ütopyalar hep daha güzel hep daha iyi bir insan yaşamını amaçlayan hayali devlet düzenini anlatırlar. Yazarlar, filozoflar insanın mutlu olmasının iyi bir yönetim biçimiyle mümkün olduğunu düşünürler. Ancak ütopyaları okurken bunalırım, nefesim kesilir adeta. Çünkü tarif ettikleri hayali ülkelerde öylesine sıkı bir düzen söz konusudur ki özgürlükten söz edilemez. Her adımları, yaşamları hatta evlenecekleri kişiler bile düzen tarafından belirlenir. Yapacakları işler onlara daha hayatı tanımadan öğretilen işlerdir. “İnsanlar mutlu” der geçilir. Orada yaşayan hiçbir insana ne hissettiği sorulmaz. Sanki mutlu olmaları da kesin kurallardan bir tanesi gibidir. Peki neden filozoflar mutlu bir dünyanın her ayrıntısını düşünmek zorunda kalırlar? Halbuki distopyalarda bu kadar ayrıntı göremezsiniz. 1984’te parti mensuplarının özgürlüğü yoktur sadece. Hayvan Çiftliği’nde hayvanların çalışmaları kendi istekleri dışındadır. Fahrenheit 451’de kitaplar yakılır. Körlük’te körler ayrıştırılır. Düzene dair derinlemesine bir tarif hiçbir zaman ütopyalardaki gibi değildir. Sanki bir eksiklik distopik bir düzen kurmak için yeterli gibidir. Sanırım şu bir gerçek ki mutlu olmak için birçok şey bir araya gelmeli; mutlusuzluk için bir şey bile yeterlidir. Mutlu olmanız için her şeyiniz istediğiniz gibi olmalıdır, eksik olan tek şey sizi mutsuz edecektir çünkü. İşte ütopyaların çok şeyden bahsedip hiçbir şey ortaya koyamamalarının sebebi.
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Ayrıntı Yayınları · 20194,673 okunma
Fikir-Eylem-Kaos
Puan vermedi·208 syf.··
2021 11. kitabı
İnsanın yaşamı bir anlamda kendini bulma yolculuğudur. Bu yolculuğun her durağında kendimizi tanıdığımızı zannederiz. Bu bir zandan başka bir şey değildir esasında. Çünkü her geçen gün öğrendiklerimizle, hayatın karşımıza çıkardığı zorluklarla kendimizi yeniden inşa ederiz. Ve her defasında diğer insanların bizi olduğumuz gibi anladığı yanılgısına kapılırız. Aslında biz bile kendimizi tam anlamıyla anlayamamışken ve tamamlamamışken başka birinin kim olduğumuzu, niyetimizin ne olduğunu bilmesi zor değil midir? Sadece zor da değil imkansızdır. Bu yüzden anlaşılamadığımızı görür yalnızlığa sürükleniriz. Erasmus bir fikir adamıdır. İnsana insana rağmen değer verir. Özellikle dini anlamda onların aleyhinde olan unsurları tespit eder. Her şey insanın iyiliği içinse bu zararlı şeyler değişmelidir ona göre. Fikirlerini yazar. Ancak onları eyleme dökecek kabiliyette değildir. Bu noktada ortaya Martin Luther çıkar. Erasmus’tan öğrendiği dini yorumları zorla da olsa iktidar sahiplerine öğretmeye kalkar. Luther fikir adamlığından çok eylem adamıdır çünkü. Fikirlerinin babası Erasmus olmasına rağmen onun eylemsizliği aralarını açar. Aynı evden çıkan düşman iki kardeş gibidirler. Ancak yolculuk daha yeni başlamıştır. Luther’in eyleme geçerek gerçekleştirmek istediği dini yenilikler Müntzer tarafından siyasette yeniliklere dönüşür. Olay artık fikirden, dinde reformdan çıkıp siyasete döner. İnsan yaşamını şekillendirirken Erasmus gibi fikirler üretir. Luther gibi yaşamını değiştirir. Ve gün gelir etrafındaki insanlar onu, onun kendisini hayal ettiği gibi değil de başka ve kötü niyetli biri gibi görür. O artık başkalarının gözünde ne Erasmus ne Luther’dir. O artık Müntzer’dir.
Edebiyat
Rotterdamlı ErasmusStefan Zweig · Can Yayınları · 2019836 okunma