Muhafız

Kim daha zalim?
KOMÜNİST RUS İDARESİ VEYA HRİSTİYAN YUNANLILAR MI, YOKSA CHP'Mİ?!
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hoca sâkin ve vakur bir İskilipli Atıf Hoca merhum tavırla: - Evet efendim, Şapka Kanunu çıkmadan iki sene evvel şapkanın bir müslüman kisvesi olmadığına dair bir risale yazmıştım." dedi. Kek ali: Şimdi ne yapıyorsun? diye sordu. Hoca: <-Kanunlara itaat ediyorum cevabını verdi. Bunun üzerine Kel Ali yine hiddetle ve bağırarak: - Sen bilmiyor musun ki; şapka da bezdir, fes de bezdir, sarık da bezdir?» deyince Hoca yine aynı sükûnetle: - Evet biliyorum." dedi. «Ancak Hey'et-i Hâkiminin arkasındaki bayrak da bezdir. Lütfen o bayrağı kaldırınız da yerine bir İngiliz bayrağı asınız. karşılığını verdi. Kel Ali pek hiddet-lenmişti: - Ne diyorsun!?» diye bağırdı. Hoca: Efendim şapka bir alâmettir. Oysa ki; benim de sizin de givdiğiniz ceket, pantalon ve palto bir adettir. Adet ile alâmet arasındaki farkı düşünerek o risâleyi yazmıştım.» dedi.
Sayfa 314·Kitabı okuyor
Hiç şüphesiz. Şapka Kanunu bahsi açıldığında akla Atif Hoca, atıf Hoca denildiğinde de Şapka Kanunu gelir. Yakın tarihin en tartışmalı kanunuyla en fazla gündeme getirilen ismi Atif Hoca olmuştur. Şapka Kanunu'ndan üç buçuk yıl önce yazıp Bir yıl önce nesrettiği "Frenk Mukallitliği ve Şapka" adlı risalesi sebebiyle idamına hükmedilecektir. Atıf Hoca medresede eğitim almış. Dar-ül Fünun'un ilahiyat bölümünden mezun olmuş ve medreseler müfettişliğine getirilmiştir. 1910'da Çorum milletvekilliğine aday olmuş fakat İttihat ve Terakki tarafından vekilliği engellenmiş ve sürgüne yollanmıştır. Sürgün nedeni ise 31 Mart vakasında parmağı olduğu iddiası ve Mahmut Şevket Paşa'ya suikast girişimi... Altı yıl süren sürgünün sonrasında Hoca her iki davadan da beraat etti. Meşrutiyet döneminde Osmanlı Devleti'nin çıkmazlarına çare arayan Hoca, İstiklal Harbïnde Milli Mücadeleye destek olmuştur. Bugün Atıf Hoca'nın Yunanlılarla işbirliği yaptığı konusunda birtakım iddialar bulunmaktadır. İdamının da bu sebeplerden ötürü gerçekleştiği iddia edilmektedir. Bu bahis başka bir yazının konusu olmakla birlikte Atıf Hoca'nın adamının gerçekleşme nedenini dönemin canlı tanıklarından Dr. Rıza NUR'dan aktaralım: ** "Epeyce adam astılar sayısını bilmiyoruz. Halk yıldı, iş bitti. Aslında bir hoca (Atıf) ya pek acırım. Adını hatırlayamıyorum Zavallı, kanundan evvel şapka aleyhine bir risale yayınlamış. Hem de bunu Maarif Vekaletinin izni ile yayınlamış. Adamcağızı Ankara İstiklal Mahkemesi'ne çektiler -Ben bunu kanundan bir yıl evvel neşrettim. Maarif Vekaleti resmen izin verdi, dedi. Dinlemediler astılar. Yahu, madem ki bu asılıyor ona izin veren Maarif Vekilini de assanız ya. Hem de mesele şapka kanunundan evvel Kanunların makabline şumulü olmaz ve bu en önemli hukuki bir esastır.
Sayfa 313·Kitabı okuyor
ŞAPKA KANUNUNA MUHALEFETTEN ASILAN KADIN!
Bu kadının idam hükmünü Çetin Altan'ın dedesi Tatar Hasan Paşa vermiştir. Altan bu konuda şu satırları yazmıştır: "Dedem Hasan Paşa çok sert bir askerdi. İsmet Paşa topçu okulunda öğrenci iken, Hasan Paşa okul müdürüydü. Sonrası ünlü komutanlar olan o dönemin öğrencileri, anlatıp dururlar Hasan Paşa'nın sertliğini. Bir şapka isyanını bastırmakla görevlendirildiği bir kentte, hızını alamayıp bir de kadın asmıştı. Sanırsam siyasal suçtan ilk asılan kadın odur tarihimizde. Kadın sehpaya çıkmadan önce "Ben bir hatun kişiyim. Şapka ile ne derdim ola ki" demiş galiba. Ben o tarihte henüz doğmamışım. Çok ama çok sonradan öğrendim bunları. Ve inanın ince sızı gibi tatsız bir burukluk kaldı içimde." Gazeteci Nimet Arzık, bu olayı duyduğunda bir hikâye yazmış (gerçek hikâye) ve başlığını "Şalcı Bacı Asılmaya Gidiyordu" koymuştur. Şalcı Bacı'nın asıldığı gün bütün Erzurum ağlamıştı. O dehşet günlerinde açıktan, herkesin önünde hıçkıra hıçkıra ağlamak suçtu. Rejime ve İnkılaplara karşı gelmek demekti. Erzurumlular kıyıya kenara çekilmişler ve sessiz sedasız ağlamışlardı. Şalcı Bacı şehid olmuştu. Şalcı Bacı'yı şehid etmişlerdi. Şapka yüzünden asılan, şehid edilen Müslüman sadece o mazlum kadın değildi. Ülkenin nice yerinde idamlar sergilenmişti. Ulemådan İskilipli Atıf Efendi, Babaeski müftüsü ve daha binlerce kişi... Şalcı Bacı Şapka Kanunu'na muhalefetten asılmıştı. O zavallı bir bohçacı kadındı. Sırtında bohçası, bohçasının içinde kumaşlar, havlular, başörtüleri; evden eve dolaşır, bir iki parça mal satarak ekmek parası çıkartırdı. Kocası var mıydı, çocukları var mıydı? Bilmiyorurn. Mutlaka kendisini sevenler, ona acıyanlar vardı. Çok ağladılar ama gözyaşları ölüleri diriltmiyordu. ** Şalcı Bacı'yı astılar, sehpada sallanan cesedini bir iki gün, halkı
MEZARI AÇILARAK CESEDİ ASILAN HOCA!..
Şapka Kanunu'na muhalefet noktasında İstiklal Mahkemeleri eliyle gerçekleştirilen yargılamaların en trajikomiği Erzincan'da yaşanır. Erzincanda ikamet eden ve bir dönem Sultan Abdülhamid ve sultan Reşad'ın saray vaizliğini yapan İbrahim Hakkı Efendi şapkaya muhalefet ettiği gerekçesiyle idama mahkum edilir, kendisi bulunamadığı için karar gıyabında alınmıştır. İbrahim Hakkı Efendi bir süre sonra hakkındaki idam kararın öğrenmiştir fakat öğrendiği gecenin sabahında namaz üzerindeyken vefat etmiştir. Çocukları durumu Şark İstiklal mahkemesine bildirirler. Mahkeme ibrahim Hakkı Efendi'nin ölümünün teyidi için bir heyet oluşturur ve bölgeye sevk eder. Mezar açılır. Nahiye müdürü cesedin İbrahim Efendi'ye ait olduğunu teyit eder. Ancak heyet hemen oracıkta derme çatma bir darağacı kurarak cesedi ipe çektirir.
Sayfa 309·Kitabı okuyor