1930'lu yıllar... Türkçe ezan icad edilmiş. Türkçe ezan mecbur edilmiş! Devlet değil hayat tarzına, apaçık dine müdahale ediyor!
Cuma sabahı Bursa Ulu Camii'nin imamı Hacı Tevfik Hoca müezzinlere, "bugün cuma, ezanı ve ikameti asli dili ile okuyacağız" der. Müezzinler, "bu bizim okuyacağımız son ezandır" şuuruyla ezanı asli lisanı ile okurlar...
Namazdan sonra imam ve müezzinler polis tarafından tutuklanmak istenirler. Halk, cemaat karşı çıkar, direnir. Polisler istemeyerek, gözyaşları ile imam ve müezzinleri götürürler. İtiraz eden cemaatten 70 kişi de gözaltına alınır.
Gözaltına alınanlar "devlete isyan" isnadı ile Çorum Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilirler. Bursa nere, Çorum nere! Şimdiki gibi ulaştırma imkânları yok.
Çorum kaç günlük yol. 70 kişinin çoğu esnaf, gariban vatandaş. İçlerinde Tahtakale esnafından Arnavut Şahin Ağa da vardır. Ağır Ceza Hakimi türkçesi kıt Şahin Ağaya sorar: "Ağa neden devlete isyan ettin?" Cevap: "Bre hakim bey, bizi getirdiler buraya, bir hangi isyanci. İsyancıda olmaz mı bir topu, bir tüfengi, bir piştafi, bir altipati, bir biçaki... biz nasil isyanci? Hocalar Allah dedi, Allahuekber dedi. Biz de Allah'ı severiz, Peygamberi severiz, devleti, vatanı severiz. Bize isyancı demek günahtır bre hakim bey, siz Allah demez misiniz?!"
Hakim de "Evet derim!" der... Ama isyancıları mecburen 7 ay yargılar. Sonra da beraat verir! Bursa'nın nutku bu, Bursa'daki ezan vak'ası da bu. Bayram Sarıcan'ın 1930'lardan Günümüze Bursa'da Dini Hayat isimli hatıra kitabında bunlar ayrıntılı alarak anlatılıyor.